Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/15091 E. 2019/8858 K. 10.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/15091
KARAR NO : 2019/8858
KARAR TARİHİ : 10.10.2019

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili, davalı … vekili ve davalı … vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili asıl ve birleşen davada tarafların 1952 tarihinde evlendiklerini, kayıt maliki eski eşin 18.08.2003 tarihinde vefat ettiğini, vekil edeninin birikimleri ile … ve …’da birer, …’ta da yazlık bir ev alınarak eş adına tescil edildiğini, murisin ev kadını olup taşınmazları alabilecek düzenli bir gelire sahip olmadığını, muris adına kayıtlı bulunan 116 ada 1 parselin edinilmiş mal olup öncelikle tapu kaydının iptaliyle vekil edeni adına tapuya tesciline, mümkün olmadığı takdirde tapu kaydına aile konutu şerhi verilmesine ve taşınmazlar üzerindeki katılma alacağına mahsuben intifa ve oturma hakkı tesisi ile aile konutunun özgülenmesine karar verilmesini istemiş; 29.10.2014 tarihli ıslah dilekçesinde dava konusu 116 ada 1 parsel sayılı taşınmazın TMK’nin 652. maddesi uyarınca miras hakkına mahsuben veya TMK’nin 240. maddesi uyarınca katılma alacağına mahsuben davacı adına tesciline, aksi kanaat halinde intifa veya oturma hakkının miras hakkına mahsuben veya katılma alacağına mahsuben tesisine, konutun aile konutu olduğunun tespitine, aksi kanaat halinde davacının dava konusu parselin ve konutun edinimine olan katkısının tespitine ve 1.000,00 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilleri, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın görev yönünden reddine dair verilen ilk karar Dairece, TMK’nin 240. maddesi çerçevesinde iddia ve savunma doğrultusunda taraf delilleri toplanarak edinilmiş mallara katılma alacağının olup-olmadığının belirlenmesi, bunun sonucu olarak mülkiyet hakkının tanınıp-tanınmaması konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken görevsizlik nedeniyle istekler yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru ve yerinde görülmediği yönünde bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece, asıl davada, davanın kısmen kabul kısmen reddine, 116 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında TMK’nin 240. maddesi kapsamında mülkiyet hakkı tanınması, aile konutu şerhi verilmesi, katılma alacağı talebi, intifa hakkı tanınması, oturma hakkı tanınması talebinin reddine, tapu iptali ve tescil talebinin reddine, teknik bilirkişi …. 15.12.2013 tarihli ve 17.12.2013 hakim havaleli krokili raporunda (C harfi ile gösterilen) binanın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine, TMK’nin 652. maddesi kapsamındaki talepler (tapu iptali ve tescil,mülkiyet, intifa, oturma, aile konutu şerhi verilmesi) yönünden mahkemenin görevsizliğine, talebin görev sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, görevli ve yetkili mahkemenin … Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna, birleşen dava hakkında dava konusu talep bakımından asıl davada (1/g bendinde) karar verilmiş olduğundan esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının bozmadan sonraki 29.10.2014 tarihli ıslahına göre değerlendirme yapılmış ise de bu hususa katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; asıl ve birleşen dava dilekçesinde TMK’nin 240. maddesine dayalı olarak dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tescili, mümkün olmadığı takdirde tapu kaydına aile konutu şerhi verilmesi ve taşınmazlar üzerindeki katılma alacağına mahsuben intifa ve oturma hakkı tesisi ile aile konutunun özgülenmesine karar verilmesi istenmiş; dava konusu 116 ada 1 parsel sayılı taşınmazın TMK’nin 652. maddesi uyarınca miras hakkına mahsuben veya TMK’nin 240. maddesi uyarınca katılma alacağına mahsuben davacı adına tescili, aksi kanaat halinde intifa veya oturma hakkının miras hakkına mahsuben veya katılma alacağına mahsuben tesisi, konutun aile konutu olduğunun tespiti, aksi kanaat halinde davacının dava konusu parselin ve konutun edinimine olan katkısının tespiti ve 1.000,00 TL’nin davalılardan tahsiline ilişkin talepleri içeren 29.10.2014 tarihli ıslah dilekçesi bozmadan sonra sunulmuştur. HMK’nin 177. maddesine göre ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilirse de; 04.02.1948 tarihli ve 1944/10 Esas, 1948/3 Karar sayılı, yine 06.05.2016 tarihli ve 2015/1 Esas, 2016/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararları, bozma kararından sonra ıslah yapılamayacağına ilişkindir. İçtihadı Birleştirme Kararları, adeta kanun hükmünde olup, ilke kararlarıdır ve benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar (Yarg.Kan.mad.45/5). Durum böyle iken Mahkemece asıl ve birleşen dava dilekçesindeki talepler yönünden uyulan bozma ilamı doğrultusunda yargılama ve değerlendirme yapılması gerekirken, bozma kararından sonra ıslah yapılamayacağına ilişkin az yukarıda açıklanan İçtihadı Birleştirme Kararları göz önüne alınmadan, bozma sonrası verilen ıslah dilekçesi doğrultusunda yargılama ve değerlendirme yapılıp karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 10.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.