Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/15186 E. 2020/6732 K. 03.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/15186
KARAR NO : 2020/6732
KARAR TARİHİ : 03.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup, Küçükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 16.12.2014 tarihli ve 2012/321 Esas ve 2014/578 Karar sayılı hüküm ile 10.10.2018 tarihli ek kararın duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi asıl davacı … vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 03.10.2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflardan kimse gelmediğinden incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildi. Temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Asıl dava davacılar/birleşen dava davalılar vekili, vekil edenlerinin dava konusu taşınmazda davalı ile birlikte müştereken malik olduklarını, davalının söz konusu taşınmazı 20 yıldan beri konut ve iş yeri olarak çalıştırdığını, vekil edenlerine herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile geriye dönük 5 yıl için 3.000,00 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile vekil edenlerine ödenmesine karar verilmesini istemiş, 18.03.2014 havale tarihli dilekçesi ile, bilirkişi raporu uyarınca, davasım 25.447,00 TL üzerinden ıslah etmiştir. Birleşen davada ise, binanın yapımında muris ile birlikte vekil edenlerinin de katkısı bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Asıl dava davalı/birleşen dava davacı vekili, dava konusu 354 ada 36 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki, zeminde kahvehane ve üzerinde iki kat bulunan yapının vekil edeni tarafından inşa edildiğinin tespitine karar verilmesini istemiş, dava konusu taşınmazın tamamının vekil edeni tarafından kullanılmadığını, taşınmaz üzerinde bahçeli bir bina daha bulunduğunu belirterek asıl davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, 354 ada 36 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan zemin katı kahvehane, 1. ve 2. Katları meskenden oluşan 3 katlı betonarme binanın birleşen davanın davacısı … tarafından inşa edildiğinin tespitine karar verilmiş, hüküm asıl dava davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin geri çevirme kararı üzerine, davacılar vekiline, birleşen davada temyiz harcını tamamlaması için muhtıra tebliğ edilmiştir. Bu defa Mahkemece, tebliğe rağmen temyiz harcının ikmal edilmemesi nedeni ile 10.10.2018 tarihli ek kararla, birleşen dava yönünden kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiştir. Ek karar davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, birleşen davanın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır.
Şöyle ki, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesinin atfı ile uygulanması gereken, HUMK’un 434/3 maddesi, “Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa; kararı veren hakim veya mahkeme başkanı tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme kararının temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir…” hükmünü içermektedir.
Mahkemece davacı vekiline gerekli masrafların yatırılması için muhtıra gönderilmiş ise de, davacı vekiline gönderilen tebligatta temyiz için gerekli tüm giderler ayrıntısıyla gösterilmediğinden, geçerli değildir. Bu nedenle Mahkemece verilen 10.10.2018 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek, temyiz incelemesine geçildi.
Asıl dava ecrimisil, birleşen dava muhdesatın tespit isteğine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, asıl dosya davacılar vekilinin asıl davanın reddine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Asıl dosya davacılar vekilinin birleşen davanın kabulüne yönelik temyiz itirazlarına gelince,
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 354 ada 36 parsel sayılı taşınmazın tarla niteliğinde, taraflar adına tapuda kayıtlı olduğu, Mahkemece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarına göre, dava konusu taşınmaz üzerinde zemin+2 normal kattan oluşan bina ile yanında tek katlı gecekondu şeklinde bina olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını da kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK’nin 722, 724 ve 729. maddeleri), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 Sayılı HMK mad.106/2.) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir
Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelince, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, dava konusu taşınmaz hakkında açılmış derdest ortaklığın giderilmesi davasımn veya kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunmadığı, böylelikle birleşen davacı yönünden mevcut ve güncel hukuki yararın da bulunmadığı anlaşılmaktadır. O halde Mahkemece, az yukarıda muhdesat tespiti davalarına yönelik hukuki yarar konusundaki açıklama çerçevesinde birleşen davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından, 6100 sayılı HMK’nin 114/ h ve 115/2 maddeleri uyarınca, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde birleşen davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.