Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/1583 E. 2019/9419 K. 22.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/1583
KARAR NO : 2019/9419
KARAR TARİHİ : 22.10.2019

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil Olmadığı Takdirde Katkı Payı Ve Katılma Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22.10.2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı asıl ve vekili Avukat … geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … vekili, evlilik içinde tamamen davacının geliri ile alınan …’daki taşınmazın davalı adına tapuda tescil edildiğini, davalının ev hanımı olduğunu, hiçbir gelirinin veya o tarihlerde bu taşınmazları alacak maddi gücünün olmadığını açıklayarak, davalı adına kayıtlı 1453 parsele ait tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Mefkure Özdönmez vekili, davalının babası…’in son derece varlıklı ve üç çocuk babası olduğunu, sağlığında mirasını eşit taksim edebilmek amacıyla bütün çocuklarına aşağı yukarı aynı değerlerde gayrimenkul aldığını, nakdi yardımlarda bulunduğunu, 1999 yılında vefat ettiğini, davalının babasından kalan taşınmazları (… ve Erenköy’deki) …’daki taşınmazı satın almak için sattığını, davanın 5 yıllık zamanaşımı süresinde de açılmadığını, davacının taşınmazların kendisine ait olduğunu resmi senetle kanıtlaması gerektiğini açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin, açılan davanın reddine ilişkin ilk kararı, Dairenin 2012/9078 Esas, 2012/12555 Karar sayılı ilamıyla, davaya aile mahkemesi sıfatı ile bakılmadığı gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak aile mahkemesi sıfatı ile verdiği kararda, taşınmazın tapuda davalı adına kayıtlı olup davacının iddiasını resmi belge ile kanıtlaması gerektiği, tanık beyanlarından taşınmazı davalının satın aldığı kanaatinin oluştuğu, satın alma tarihinde taraflar arasında mal ayrılığı rejiminin bulunduğu, edinilmiş mallara katılma rejiminin ise 01.01.2002 tarihinden itibaren uygulanabileceği gerekçesi ile davayı reddetmiştir. Davacı vekili tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde, Dairenin 2014/1960 Esas, 2015/21566 Karar sayılı ilamıyla, davacının ayni hak isteğinde bulunamayacağı ve edinme tarihi itibarıyla taşınmazın mal ayrılığı rejiminin olduğu dönemde alınmış bulunması sebebiyle edinilmiş mallara katılma rejimine dayalı isteğinin yerinde olmadığına ilişkin yazılı red gerekçesinin isabetli olduğuna, ancak usule ilişkin bozmadan sonra davacı vekili tarafından talep ıslah edildiğine, ıslahın bu nedenle geçerli olduğu gözetildiğinde; davacı tarafın talepleri içindeki tapu iptali ve tescil yanında 1453 parseldeki taşınmazın bedelinin davacıya ödenmesi talebi olduğunu belirtmesi ve davacının bedele ilişkin bu talebinin “katkı payı alacağı” konusunu da kapsadığı gözetilerek, katkı payı alacağı hususunda iddia ve savunma doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılması, olumlu olumsuz bir değerlendirme de bulunulması gerektiğine işaret edilerek hüküm davacı yararına bozulmuştur.
Mahkemece, ikinci bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; dava konusu taşınmazın tapu iptali tescili veya taşınmazın bedelinin ödenmesi veya TMK’nin 218-241 maddeleri gereğince taşınmazın 1/2 oranında bedelinin tahsili talepli davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tasfiyeye konu edilen 1453 parsel taraflar arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 11.06.1993 tarihinde satın alınarak davalı adına tapuya tescil edilmiş olup, davacının katkı payı alacağı isteği hakkında Mahkemece katkı ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM mad. 186/1). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM mad.189). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği malvarlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.
Mahkemenin, davacı tarafın alacak isteği için katkısının var olması gerektiğine yönelik değerlendirmesi yerinde olmuş ise de dosya kapsamı incelendiğinde katkının ispatlanamadığına dair tespitin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Yargıtay’ın ve Dairemizin devamlılık gösteren uygulamalarında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle (maaş, gündelik, kar payı vs gibi) katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda; çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğu kabul edilmektedir.
Somut olayda, davacı erkeğin evlilik birliği içinde çalışarak sürekli ve düzenli gelir elde ettiği sabit olup yerleşik uygulamaya aykırı düşecek şekilde dava konusu 1453 parsel sayılı taşınmaz alımında katkının ispatlanamadığına yönelik gerekçe doğru olmamıştır. Dosya kapsamındaki bilgi, belge, beyanlar, çalışma kayıtları ve talep birlikte değerlendirildiğinde davacı erkeğin taşınmaz alımında yarı oranında katkıda bulunduğunun kabulüyle taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden davacının katkı payı alacağı belirlenmelidir. İzah edilen şekilde hesaplama yapılıp talep de gözetilerek davacı lehine katkı payı alacağına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde isteğin reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.037,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine ve taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.