Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/15887 E. 2021/2446 K. 18.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/15887
KARAR NO : 2021/2446
KARAR TARİHİ : 18.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın kısmen kabul, kısmen reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde belirtilen dava konusu taşınmazlarda vekil edeninin de hissesi olduğunu, davalıların taşınmazları kiraya vererek, ekip biçerek kullandığını, gelir elde ettiğini belirterek, murisin ölüm tarihinden itibaren şimdilik 8.000,00 TL ecrimisilin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, 30.12.2012 tarihli dilekçeyle talep miktarını toplam 13.192,77 TL’ye yükseltmiştir. Davacı 27.11.2013 tarihinde vefat etmiş, mirasçılarına davayı takip etmeleri için usulüne uygun tebligat yapılmış, … dışındaki mirasçıları davayı takip etmişlerdir.
Birleşen dosyada davacılar vekili, dava dilekçesinde belirtilen dava konusu taşınmazlarda vekil edenlerinin murisinin de hissesi olduğunu, davalının taşınmazları kiraya vererek, ekip biçerek kullandığını, gelir elde ettiğini belirterek, önceki dava tarihi olan 03.04.2011 tarihinden itibaren şimdilik 5.000,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 06.12.2017 tarihli dilekçeyle talep miktarını toplam 29.863,20 TL’ye yükseltmiştir.
Davalılar, asıl ve birleşen davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece 20.02.2013 tarihli kararla, 9 tane parsel yönünden 2.964,27 TL ecrimisil tazminatının dönem sonu olan 29.03.2011 tarihinden, 2.302,98 TL ecrimisil tazminatının dönem sonu olan 29.03.2010 tarihinden, 1.969,60 TL ecrimisil tazminatının dönem sonu olan 29.03.2009 tarihinden, 1.966,53 TL ecrimisil tazminatının dönem sonu olan 29.03.2008 tarihinden, 1.657,74 TL ecrimisil tazminatının dönem sonu olan 29.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı …’tan tahsili ile davacıya verilmesine, davalılardan …,’a yönelik davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesince, Yerel Mahkemenin kararı, dosya kapsamındaki bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu, çelişki giderilmeden, taşınmazları görmeden evrak üzerinde düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınarak ve bu rapor üzerinden denetime imkan vermeyecek şekilde mahkeme hakimi tarafından ve gerekçede ayrıntılı gösterilmeyen hesaplamaya göre karar verildiği, denetime elverişli, önceden düzenlenen raporlardaki çelişkiler giderilecek şekilde rapor alınması ve davalıların miras bırakandan intikal eden bir kısım taşınmazları davacının tasarruf ettiği yönündeki savunmaları üzerinde de durularak delillerin değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 16.05.2018 tarihli kararla, asıl dava yönünden davacılar … dışındaki davacıların davasının kabulüyle taleple bağlı kalınarak 2006-2007 yılı dönemine ilişkin 2.638,55 TL ecrimisil tazminatının dönem sonu olan 29.03.2007 tarihinden, 2007-2008 yılı dönemine ilişkin 2.638,55 TL ecrimisil tazminatının dönem sonu olan 29.03.2008 tarihinden, 2008-2009 yılı dönemine ilişkin 2.638,55 TL ecrimisil tazminatının dönem sonu olan 29.03.2009 tarihinden, 2009-2010 yılı dönemine ilişkin 2.638,55 TL ecrimisil tazminatının dönem sonu olan 29.03.2010 tarihinden, 2010-2011 yılı dönemine ilişkin 2.638,55 TL ecrimisil tazminatının dönem sonu olan 29.03.2011 tarihinden işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı …’tan alınarak davacılardan … dışındaki davacılara eşit oranda verilmesine, davacıların diğer davalılar … dışındaki diğer davalılar yönünden feragat nedeni ile reddine, davacı … yönünden davanın açılmamış sayılmasına, birleşen davanın kabulüyle, 2011-2012 yılı dönemine ilişkin 5.566,73 TL ecrimisil bedelinin dönem sonu olan 29.03.2012 tarihinden, 2012-2013 yılı dönemine ilişkin 6.520,29 TL ecrimisil bedelinin dönem sonu olan 29.03.2013 tarihinden, 2013-2014 yılı dönemine ilişkin 6.211,18 TL ecrimisil bedelinin dönem sonu olan 29.03.2014 tarihinden, 2014-2015 yılı dönemine ilişkin 7.246,96 TL ecrimisil bedelinin dönem sonu olan 29.03.2015 tarihinden, 2015-2016 yılı dönemine ilişkin 4.323,67 TL ecrimisil bedelinin dönem sonu olan 11.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara eşit oranda ödenmesine karar verilmiştir. Hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Bilindiği, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir .
Diğer yandan, vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay’ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan hukuk mahkemesi, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Mahkeme, bozma kararından dönerek direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. Bu müesseseye “usuli müktesep hak” veya “usule ilişkin kazanılmış hak” denir. “Usuli Müktesep Hak”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İçtihatları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve kamu düzeni ile ilgilidir. Açıkça bozmaya uyulmasına karar verilmesiyle, taraflardan birisi yararına usule ilişkin kazanılmış hak doğar. Bundan sonra mahkemenin yapacağı iş, bozma kararı uyarınca ve o doğrultuda işlem yapmak ve gerekli kararı vermekten ibarettir. Kural olarak, hakim ara kararından dönebilirse de, bozmaya uyulmasına ilişkin karar bunun istisnalarındandır. Farklı anlatımla; bozma kararına uyan mahkeme, bununla bağlıdır.
Ne var ki; Mahkemece, bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki, bozma ilamında, kabul edilen 9 taşınmaza ilişkin ecrimisilin, dosya kapsamındaki bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu, çelişki giderilmeden, taşınmazları görmeden evrak üzerinde düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınarak ve bu rapor üzerinden denetime imkan vermeyecek şekilde mahkeme hakimi tarafından ve gerekçede ayrıntılı gösterilmeyen hesaplamaya göre karar verildiği, denetime elverişli, önceden düzenlenen raporlardaki çelişkiler giderilecek şekilde rapor alınması ve davalıların miras bırakandan intikal eden bir kısım taşınmazları davacının tasarruf ettiği yönündeki savunmaları üzerinde de durularak delillerin değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozma sevk edildiği halde, Mahkemece, bozma gereği yeniden keşif yapılarak bilirkişi raporu alınmasına rağmen, asıl davaya ilişkin alınan 06.04.2016 tarihli bilirkişi raporunda ve birleşen davaya ilişki 01.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda her yıla ilişkin ürünlerin resmi verileri getirtilmeden, 2006 yılı ürün maliyetine göre belirlenen ecrimisile diğer yıllar için ÜFE artışı yapılarak bozma kapsamında olmayan taşınmazlara yönelik de ecrimisil hesabı yapılmış, bu bilirkişi raporlarına itibar edildiği belirtilmiş ve bu raporlar üzerinden denetime imkan vermeyecek şekilde mahkeme hakimince bir kısım hesaplamalar yapılarak ve bu hesaplamaların ve hangi taşınmaz için ne kadar ecrimisil hesaplandığı gerekçeli kararda ayrıntılı gösterilmeyerek, ecrimisil hüküm altına alınmıştır.
O halde, Mahkemece yapılacak iş, asıl davada sadece 9 parsel yönünden bozma yapıldığı ve usuli kazanılmış hak ilkesi ile talep miktarları gözönünde bulundurularak, mahallinde yeniden uygulama yapılarak, ecrimisil hesabı yönünden denetime imkan verecek ve önceden düzenlenen bilirkişi raporları arasındaki çelişkileri giderecek şekilde, yukarda açıklanan Dairemiz’in ilke ve uygulamalarına göre, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri belirlenerek, her yıl için ve her bir taşınmaz için ayrı ayrı belirlenecek şekilde rapor alınması, tüm deliller değerlendirilerek, sonucuna göre kabul sebebini içeren, tarafları doyurucu, hukuki denetimi mümkün ve özellikle Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nin 297. (Mülga HUMK’un 381, 388 ve 389.) ve 27.maddeleri de gözetilerek, gerekçelerinin açıkça kaleme alındığı, anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte bir hüküm kurmak olmalıdır.
SONUÇ: Davalı … vekilinin temyiz itirazları yukarıda gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.