Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/15891 E. 2021/1718 K. 01.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/15891
KARAR NO : 2021/1718
KARAR TARİHİ : 01.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil, Yıkım

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma üzerine yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, davaya konu 177 ada 1 parsele davalıların haksız elatmalarının önlenmesini,taşınmaz üzerindeki binaların eklentileriyle kal’ini ve davalılardan toplamda fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 8.000 TL ecrimisile hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, men’i müdahale ve kal yönünden davanın kabulüne, ecrimisil yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı … ve davalı … tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil talebine ilişkindir.
Somut olayda, davaya konu taşınmazın kargir değirmen ve tarlası vasfıyla davacılar adına 1/2 hisseli olarak 08.03.1994 tarihinde tescil edildiği, davacılar tarafından davalılara karşı 01.10.2010 tarihinde Diyadin Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/213 Esas 2015/204 Karar sayılı dava dosyasıyla aynı taleple dava açıldığı, bu dosyada yapılan keşif sonrası düzenlenen 10.10.2012 tarihli fen bilirkişi raporunda davaya konu taşınmaz üzerinde bir ahır, bir kerpiç ev ve temeli atılmış inşaat yer aldığı, ev ve ahırın tamamının davaya konu parsel içinde kaldığı, inşaat halindeki yapının 149,73 m2’sinin davaya konu taşınmaz içinde kaldığı, rapora ekli krokide, inşaat halindeki yapının bir kısmının dava dışı komşu 177 ada 4 parsele taştığı, bu dosyada yapılan keşifte davalı …’in tek katlı ev ve ahırın diğer davalı …’a ait olduğunu, inşaat halindeki yapının kendisine ait olduğunu beyan ettiği, mahkemece dosyanın üçüncü kez işlemden kaldırılması sebebiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu kararın 03.11.2015 tarihinde kesinleştiği, eldeki dosyada mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadığı, bahsedilen bu dosyadaki tespitlere göre karar verildiği anlaşılmaktadır.
1. HMK’nin 297/2. maddesi gereğince; mahkemece verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu maddeye göre; hüküm fıkrasının çok açık olması, infazı sırasında tereddüt yaratmayacak şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların tek tek belirtilmesi gerekir. Aksi halde, hükmün icrası sırasında şüphe ve tereddütlerin doğmasına ve ilamın infaz edilememesine neden olur.
Mahkemece, hükümde müdahalenin meni ve kal talebi yönünden davanın kabulüne karar verildiği, fakat davaya konu taşınmazın ada ve parsel numarası belirtilmediği gibi, taşınmazın elatmanın önlenmesi ve kal’e karar verilen kısımlarının tereddüte yer vermeyecek şekilde hüküm fıkrasında gösterilmediği, gerekçede yukarıda bahsedilen Diyadin Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/213 Esas sayılı dosyasındaki deliller ve bilirkişi raporuna göre karar verildiği belirtilmiş olsa da, hükmün HMK’nin 297. maddesine uygun, infazda tereddüt yaratmayacak şekilde kurulması gerektiğinden, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2. Bilindiği üzere, elatmanın önlenmesi ve yıkım istekli davalarda dava değeri elatılan yerin değeri ile yıkılmasına karar verilen muhdesatın değerinden ibarettir. Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde dava değeri 8.000 TL olarak gösterildiği, bozma sonrası yapılan yargılama sırasında 1.756,47 TL tamamlama harcı yatırıldığı, mahkemece alınması gereken 29,20 TL maktu peşin harçtan 27,70 TL’nin mahsubu ile bakiye 1,50 TL’nin davacıdan tahsiliyle Hazine’ye irat kaydına karar verildiği, buna göre mahkemece kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanacak nisbi harcın takdir edilmesi, davacı tarafça nisbi harcın tamamlandığının da hükümde gözetilmesi gerekirken maktu harç üzerinden hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
3. Kabule göre de,elatmanın önlenmesi istekli davalar, doğrudan bu eylemi gerçekleştiren kişi ya da kişiler aleyhine açılabilir, davalı sıfatı yükleneceklerin kayıt maliki olmaları aranmaz. Bununla birlikte, davada yıkım isteğinin de bulunması halinde, yıkımı istenen yapı, TMK’nin 684 ve 718.maddelerinde yer alan hükümler uyarınca, üzerinde veya altında bulunduğu taşınmazın tamamlayıcı parçası (mütemmim cüzü) haline geleceğinden ve taşınmazın mülkiyetine tabi olacağından, ayrıca; yıkım istekli davalarda, yargılama sonucu verilecek karar davada taraf olmayan paydaşları da etkileyeceğinden, anılan taşınmazlardaki tüm kayıt maliklerinin davada taraf olmalarında zorunluluk vardır.
Hâl böyle olunca; yukarıda belirtilen ilkeler ve açıklamalar doğrultusunda dava konusu taşınmaz üzerindeki inşaat halindeki yapının bir kısmının üzerinde yer aldığı dava dışı taşınmazın kayıt maliki olan pay malikleri yönünden de taraf teşkili sağlanarak, yapılacak yargılamada hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek karar verilmiş olması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1),(2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenle davalı … ve davalı …’in temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara ayrı ayrı iadesine, 01.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.