YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2186
KARAR NO : 2018/17916
KARAR TARİHİ : 24.10.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı … ve arkadaşları vekili ile duruşmasız olarak davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.10.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden taraftan gelen olmadı ve karşı taraftan temyiz eden davacı vekili Av. … … geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Asıl ve birleşen davalarda davacı; 2378 ada, 12 parsel sayılı taşınmazın tamamının maliki olduğunu, davalıların dava konusu taşınmazdaki bağımsız bölümleri haklı ve geçerli bir neden olmaksızın kullandıklarını ileri sürerek davalıların müdahalelerinin men’i, muhdesatın kal’i ve 01.01.2003-31.12.2007 tarihleri arasında haksız işgal tazminatının işgalin başlangıcından kademeli faizi ile tahsiline karar verilmesi isteklerinde bulunmuş, bozma sonrası birleşen 2013/66 Esas sayılı dava dosyasında ise davaya konu bağımsız bölüm yönünden 01.01.2008-30.09.2012 tarihleri arasında haksız işgal tazminatının işgalin başlangıcından kademeli faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davaya konu taşınmazı iyi niyetli olarak kullandıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, bozma ilamına uymak suretiyle yapılan yargılama neticesinde asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davaların kısmen kabul kısmen reddine dair ilk hüküm, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 04.03.2014 tarih 2013/5165 Esas, 2014/4806 Karar sayılı ilamı ile özet olarak; “…Bakırköy 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/39 Esas sayılı dava dosyası yönünden açılan ve birleştirilerek görülen dava nedeniyle olumlu ya da olumsuz herhangi bir hüküm kurulmamış olması doğru değildir…” gereğine işaret edilerek bozulmuş, bozma ilamına uyma kararı verildikten sonra yukarıda yazılı şekilde karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davalar; elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
1-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
HMK’nin Geçici 3. maddesi uyarınca HUMK’un 427 ila 454. maddeleri halen yürürlüktedir. HUMK’un 432. maddesi hükmüne göre temyiz süresi 15 gündür. Aynı Kanun’un 434. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre, temyiz isteği harca tabi ise, harcın yatırıldığı tarihte, harca tabi değilse temyiz defterine kayıt edildiği tarihte yapılmış sayılır. Dosya kapsamından; gerekçeli karar ve temyiz dilekçesinin davalılar vekiline 26.09.2016 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalılar vekilinin 13.10.2016 tarihli dilekçesi ile temyiz isteminde bulunduğu ve aynı tarihte temyiz yoluna başvurma ve karar harcını yatırdığı görülmüştür.
Temyiz süresi gerekçeli kararın davalı vekiline tebliğ edildiği 26.09.2016 tarihinden işlemeye başlamakta olup, bu tarihten itibaren temyiz harcının yatırıldığı 13.10.2016 tarihine kadar 15 günlük temyiz süresinin geçmiş olduğu anlaşılmıştır. Süresinden sonra yapılan temyiz isteminin geçersiz olduğu ve davalılar vekilinin temyiz süresi geçirildikten sonra hükmü temyiz ettiği anlaşıldığından davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 12 parsel sayılı 243 m2 alanlı arsa vasıflı taşınmazın Bezmi Alem Sultan Vakfı adına kayıtlı olduğu, davalıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının olmadığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, 6100 sayılı HMK’nin 297/1-c fıkrasında (1086 s. HUMK’un 388/3), hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerektiği; aynı Kanunun aynı maddesinin 2. fıkrasında ise (1086 s. HUMK’nun 388/son) hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu ifade edilmiştir.
Yine aynı Kanunun 298/2. (1086 s. HUMK’un 388/son), maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Somut olaya gelince, davacının asıl dava ile, birleşen Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/59 Esas, Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/46 Esas ve 2008/57 Esas, Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/63 Esas, Bakırköy 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/39 Esas sayılı dava dosyalarında davalıların müdahalelerinin meni ve ecrimisil talepleri yanında muhdesatların kal’i isteğinde bulunduğu, Mahkemece davacının muhdesatın kal’i talepleri yönünden olumlu ya da olumsuz herhangi bir karar verilmediği görülmüştür.
Hal böyle olunca, tüm deliller birlikte değerlendirilerek elde edilecek sonuca göre davacının asıl ve az yukarıda zikredilen birleşen davalarda muhdesatın kali talepleri ile ilgili infazda kuşku oluşturmayacak şekilde olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm oluşturulması doğru görülmemiştir. Bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, 6100 sayılı HMK.nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 1. bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine, HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceklerine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 24.10.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.