YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2300
KARAR NO : 2018/17899
KARAR TARİHİ : 24.10.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24/10/2018 Çarşamba günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden gelmedi. Karşı taraftan davacılar vekili Avukat … geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, vekil edenlerinin 617 parsel sayılı taşınmazın hisseli olarak maliki olduklarını, davalıların dava konusu taşınmaza taşkın inşaat yapmak sureti ile müdahale ettiklerini vekil edenleri tarafından davalılar aleyhine İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1986/994 Esas numarası ile men-i müdahale, kal ve ecrimisil davası açıldığını ve kesinleştiği, bu dosyadaki ecrimisil talebinin 23/11/2007 tarihine kadar olan dönemi kapsadığını, işbu davanın konusunun ise sonraki dönemlerin işgal tazminatları olduğunu belirterek 1986/994 Esas sayılı dosyadaki taleplerinden dava tarihine kadar olan dönemi kapsamak üzere 150,000 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren davalılardan yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, 17/06/2014 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talep edilen dönemlere ek olarak 06/12/2012 tarihinden 19/07/2013 tarihine kadar ( tahliye ) toplam 7 ay 13 günlük bir hesaplama daha yapılmasını, ayrıca bilirkişi raporuna göre belirlenen 286.650 TL üzerinden davayı ıslah ettiklerini beyan etmiştir. Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,davacının dava tarihinden sonraki döneme yönelik olarak ıslahla açtığı davanın, dava konusunun genişletilmesine davalının karşı koyduğu göz önünde bulundurularak reddine, davacının dava konusu taşınmazın davalılar tarafından haksız olarak kullanıldığı iddiasıyla 23/11/2007 tarihinden 06/12/2012 tarihleri arası için 28/04/2014 günlü raporda belirlenen değer üzerinden kabulü ile ; davacı … için 65.311,00 TL,davacı Boğaziçi .. AŞ için 181.550,00 TL olmak üzere toplam 246.861,00 TL ecrimisil tazminatının 150.000 TL’sine dava tarihi 19/12/2012, 96.861,00 TL’sine ıslah tarihi 17/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranda yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiş hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2) Davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarına gelince,
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 617 parsel sayılı ( eski 501 ) taşınmazın davacılar ve dava dışı kişi adına tapuda kayıtlı olduğu, davalıların murisinin ise dava konusu taşınmaza komşu 502 parsel sayılı taşınmazın maliklerinden olduğu,dava konusu taşınmaza davalılar tarafından müdahale edildiği, davacılar tarafından davalılar aleyhine İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1986/994 Esas sayılı asıl ve birleşen dosyaları ile bahse konu tecavüzden dolayı el atmanın önlenmesi,kal ve ecrimisil davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda 2012/606 Karar sayılı karar ile davalılar aleyhine ecrimisile hükmedildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Ecrimisil davaları haksız fiil benzeri davalar olup, ecrimisil miktarının en çoğu tam kar mahrumiyeti, en azı ise asgari kira bedelidir.
Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre; aynı yere ilişkin olarak önceki dönem ecrimisil bedeline ilişkin sonuçlanmış davalar bulunduğu takdirde; kural olarak önceki dönemin son dönemi için kabul edilen (ve kesinleşen) miktara ÜFE’nin tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktar, sonraki dönem ecrimisil bedelini oluşturur. Kural bu olmakla beraber sonraki dönemde taşınmazın bulunduğu yerde davalının müdahelesiyle oluşturduğu iyileştirmenin dışında, imar, sanayileşme, yerleşim vs. özel nedenlerle değişimden dolayı rayiç ve emsal kiraların arttığı, ilk hükümden sonra aradan uzun zamanın geçtiği, dolayısıyla ilk hüküm kurulurken mevcut alan hesaplama kriterlerinde önemli değişiklikler olduğu takdirde kesinleşen döneme ilişkin değerler nazara alınmadan, toplanacak somut verilere göre yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak yeni dönem (sonraki dönem) ecrimisil bedeli belirlenerek hüküm altına alınabilir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, talep edilen ecrimisil döneminin yeni bir dönem olması nedeni ile ecrimisil hesaplaması yapılırken eski dönemin endeks oranları ile artırılması sureti ile hesaplanmayıp değişen piyasa koşullarına göre yeni bir taktir yapılması sureti ile ecrimisil bedeli belirlenmiş, önceki dönemin son dönemi için kabul edilen (ve kesinleşen) miktar uygulanmamış, kesinleşen dönemdeki miktarın esas alınmama sebebi, az yukarıda belirtilen esaslar dahilinde somut verilerle desteklenmemiştir. Oysa, az yukarıda da belirtildiği üzere Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre önceki dönem ecrimisil bedeli mahkemece belirlenmiş ise; yeni dönem ecrimisil bedelinin, kesinleşen ecrimisil bedeline ÜFE oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir. Hal böyle olunca, hükme esas bilirkişi raporu hüküm kurmaya dayanak yapılacak nitelikte olmayıp, Yargıtay denetimine de elverişli değildir.
Hal böyle olunca, mahkemece yapılacak iş, az yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda bilirkişilerden ek rapor alınarak sonucu dairesinde bir karar verilmek olmalıdır. Tüm hususlar gözönüne alınmaksızın karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davalılar vekinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.