YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3754
KARAR NO : 2019/8540
KARAR TARİHİ : 03.10.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın kısmen kabul kısmen reddine ve karşı davanın ise reddine karar verilmiş olup hükmün davacı ve karşı davalı … vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin dava konusu 2 parsel no’lu taşınmazın maliki olduğunu ve öncesinde malik olan hazine zamanında davalıların taşınmaza bina yaptığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve kal’e karar verilmesini istemiştir .
Karşı davada ise davacılar, sebepsiz zenginleşme kapsamında yapılan faydalı masrafların ve muhdesat bedellerinin kendilerine ödenmesini istemişlerdir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabul kısmen reddine, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Asıl dava, elatmanın önlenmesi ve kal; karşı dava ise sebepsiz zenginleşme kapsamında muhdesat bedellerinin ve faydalı masrafların tahsili istemine ilişkindir .
Mahkemece asıl davada hüküm tesis edilirken tapunun beyanlar hanesinde kaydı olanlar ve olmayanlar şeklinde bir tasnif yapılarak kaydı olan taşınmazlar terkin ve iptal istenmeyenler ve yine şerh kapsamında olup da yıkılmış olanlarıyla ilgili red kararı verilip, muhdesat şerhi kapsamında olmayan taşınmazlara yönelik elatmanın önlenmesi ve yıkım talebinin kabulüne; karşı davada ise davacı tapuda şerhedilmiş muhdesat hakkı sahiplerine karşı terkin ve iptal istenmedikçe bu hak sahiplerine men’i müdahale ve kal davası açılamayacağı sonucuna varıldığına göre ondan hukuken daha aşağı olan ve haklı zilyetliğe dayanmayan karşı davalarla ilgili talebe hukuken değer verilemeyeceği gerekçesiyle redde karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden , dava konusu 2 parsel no’lu, 42.000 metrekare alanlı, arsa nitelikli taşınmaza davacı yanın 14.08.2002 tarihinde malik olduğu, öncesinde taşınmazın … Hazinesi adına kayıtlı olduğu; tapu kaydında davalılar… ve davalı-karşı davacılar … ve … adlarına muhdesatların bulunduğu, davalı … … oğlu … ve davalı-karşı davacı … adına muhdesat bulunmadığı, taşınmazda bulunan muhdesatların bedeli olan 83.336,54 TL’nin depo edildiği sabittir .
1.Davacı vekilinin temyiz itirazları incelendiğinde; Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesinde: “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.”, yine Türk Medeni Kanununun 722. maddesinde: “ bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur.Ancak, sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine verilmesini isteyebilir.Aynı koşullar altında arazinin maliki de, rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebilir.” ve 723.maddesinde ise: “ Malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Yapıyı yaptıran arazi maliki iyiniyetli değilse hakim, malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamının tazmin edilmesine karar verebilir.Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hakimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.” şeklinde hükümler mevcuttur .
Eldeki davada, davalıların çekişme konusu taşınmazda kayda ve mülkiyete dayalı bir haklarının bulunmadığı, tapu kaydındaki muhdesat şerhinin ilgililerine şahsi hak tanıyacağı, bu durumda ayni hak niteliğinde olan mülkiyet hakkına üstünlük tanımak suretiyle, yukarıda bahsi geçen TMK’nin 722. ve 723. maddelerindeki düzenlemeler de dikkate alınarak davalıların haksız müdahalesinin önlenmesine ve kal’e karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile elatmanın önlenmesi ve kal isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir .
2.Davalı-karşı davacının temyiz itirazlarına gelince, mahkemece karşı davacı yanın talebi hakkında, asıl davada muhdesat bedellerinin depo edildiği ve asıl davada TMK’nin 722. ve 723.maddeleri anlamında muhdesat sahipleri lehine tazminata hükmedilmesi durumunda tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek koşuluyla, esasa girilerek hüküm tesis edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle, davacı tapuda şerhedilmiş muhdesat hakkı sahiplerine karşı terkin ve iptal istenmedikçe bu hak sahiplerine men’i müdahale ve kal davası açılamayacağı sonucuna varıldığına göre, ondan hukuken daha aşağı olan ve haklı zilyetliğe dayanmayan karşı davalarla ilgili talebe hukuken değer verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1-2) no’lu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı ve davalı-karşı davacının temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 03 .10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.