YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3782
KARAR NO : 2019/6358
KARAR TARİHİ : 24.06.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Amasya Kadastro Mahkemesinin 2013/8 Esas sayılı dosyasında; davacının …, davalıların …, … ve …, dava konusunun kadastro tespitine İtiraz davası olduğu, bu dosyada yargılamanın devam ettiği sırada, 22/11/2013 tarihli celsenin 1 nolu ara kararı uyarınca; Her ne kadar 1 nolu celse ara kararı gereğince müdahale talebinin kabulüne karar verilen …’nin, davacı vekilinin dava dilekçesinde yer almayan 225 ada 10 parsel numaralı taşınmaza ilişkin müdahale talebinde bulunduğu göz önünde bulundurularak, …’nin müdahil davalı olarak dava ve duruşmalara kabulüne ilişkin ara karardan dönülmesine, …’nin müdahale talebi yönünden davanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verildiği, tefrik edilen Uygulama Kadastrosuna İtiraz davasının Amasya Kadastro Mahkemesinin 2013/46 Esas sayılı dosyasına kaydedildiği anlaşılmış olup, … bu dosyadaki ön inceleme-tahkikat duruşmasında özetle; davalı … ile, aralarındaki sınır ihtilafının, …’nin, taşınmaz üzerine kaçak sondaj kuyusu açması üzerine baş gösterdiğini, hatta buna ilişkin uyuşmazlığı hukuk mahkemesine de taşıdıklarını, uygulama kadastrosu sırasında ise kadastro elamanlarının zemindeki fiili sınıra riayet etmeksizin fiili sınırın, 5 m kadar kendisine ait 225 ada 10 parsel numaralı taşınmazın içerisinde bulunan tel örgüyü, ortak sınır olarak kabul ettiklerini, uygulama kadastrosu çalışmaları sırasında tapuda 13.900 m2 olarak tescil edilmiş bulunan taşınmazının yüzölçümünün 15.114,5 m2 olarak ölçülmüş olmasına rağmen davalı …’ye ait 225 ada 13 parsel numaralı taşınmazın kendi taşınmazına tecavüz etmiş durumda olduğunu, bu nedenlerle uygulama kadastrosu çalışmalarına itiraz ettiğini, Davacı …’ye ait 225 ada 13 parsel numaralı taşınmaz ile kendisine ait 225 ada 10 Parsel numaralı taşınmazın ortak sınırın zemindeki fiili sınır olarak kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili 06/01/2013 havale tarihli cevap dilekçesinde ve ön inceleme-tahkikat duruşmasında özetle: Kadastro Kanunu’nun 11. ve 12. maddeleri uyarınca hak düşürücü süre olan 30 günlük askı ilan süresi içerisinde açılmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Amasya Kadastro Mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde, 17/01/2014 tarih, 2013/46 Esas, 2014/2 Karar sayılı kararı ile; “Kadastro Kanunu’ndaki 30 günlük süre içinde dava açmayan davacı …’nin dava dilekçesinin görev yönünden reddine; dosyanın Amasya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine” karar verilmiş ve yargılamaya Amasya 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nde devam edilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından dava, el atmanın önlenmesi olarak nitelendirilmiş ve taraflar arasında daha önce açılmış, karar verilmiş ancak kesinleşmemiş olan el atmanın önlenmesi davası bulunduğundan; derdestlik nedeni ile davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir(6100 Sayılı HMK mad. 33).
Tüm dosya kapsamı incelenip, davacının Amasya Kadastro Mahkemesinin 17/01/2014 tarihli ön inceleme duruşmasındaki “Uygulama kadastrosu çalışmalarına itiraz ediyorum” şeklindeki beyanı dikkate alındığında, davacının davasının uygulama kadastrosuna itiraz niteliğinde olduğu görülmüştür. Mahkemece yapılması gereken bu husustaki taraf delillerinin toplanarak esas hakkında karar verilmesi iken, eldeki davanın yanlış hukuki nitelendirme sonucu daha önceki el atmanın önlenmesi davası nedeni ile derdestlikten reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24/06/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.