Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/3790 E. 2019/6846 K. 03.07.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3790
KARAR NO : 2019/6846
KARAR TARİHİ : 03.07.2019

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Dörtyol 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 07/07/2014
NUMARASI : 2014/273-2014/436
DAVACI/BİRLEŞEN
DOSYADA DAVALI: Maliye Hazinesi
DAVALI/BİRLEŞEN
DOSYADA DAVACI:
DAVA TÜRÜ : Müdahalenin Önlenmesi, Kal Ve Tazminat

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı/birleşen dosyada davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı/birleşen dosyada davalı Hazine vekili, davalının, Hazine taşınmazına bina ve narenciye bahçesi yapmak suretiyle vaki elatmasının önlenmesi ile bina ve narenciye bahçesinin kalini talep ve dava etmiş, birleşen davanın reddini savunmuştur.
Davalı/birleşen dosyada davacı Mustafa Taşkın vekili, davanın reddini savunmuş, birleşen dava dilekçesinde taşınmaza yapılan bina ve narenciye bahçesinin bedeli olarak 20.000,00 TL tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak asıl davanın kabulüyle taşınmaza yapılan müdahalenin önlenmesine ve taşınmazda bulunan bina ve ağaçların kaline; birleşen davanın da kabulüyle ziraat bilirkişisinin raporunda belirtmiş olduğu 400 adet ağacın odun bedeli olarak taleple bağlı kalınarak 20.000,00 TL tazminatın tahsiline karar verilmiştir. Hüküm, davacı/birleşen dosyada davalı Hazine vekili tarafından birleşen davaya yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Asıl dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım; birleşen dava ise davacı Hazinenin taşınmazı üzerine yapılan ev ile ağaçların bedellerinin tahsili isteğine ilişkindir.
Somut olayda, Mahkemece, 06.12.2011 tarihli ilk kararla Hazinenin elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne, 28.12.2010 tarihli bilirkişi raporunda ve eki krokide kırmızı boyalı olarak gösterilen 13.259,13 metrekarelik alana davalı Mustafa’nın vaki elatmasının önlenmesine, aynı tarihli raporda fidan niteliğinde olduğu belirlenen meyve ağaçları ile 24.06.2010 tarihli raporda 115 metrekarelik alanda bulunan binanın yıkılmasına, 400 adet mandalina ağacının ise sökülüp başka yere götürülmeleri ağır zarar doğuracak olup, davacı Hazine de bedel ödemeyi kabul etmediğinden yıkım talebinin reddine; birleşen davada davacının tazminata hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 13.01.2014 tarihli bozma ilamıyla hüküm bozulmuş, Mahkemece, 07.07.2014 tarihli 1. oturumda bozmaya uyulmasına karar verilmiştir.
Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay’ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan hukuk mahkemesi, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Mahkeme, bozma kararından dönerek direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. Bu müesseseye “usuli müktesep hak” veya “usule ilişkin kazanılmış hak” denir. “Usuli Müktesep Hak”, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İçtihatları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve kamu düzeni ile ilgilidir. Açıkça bozmaya uyulmasına karar verilmesiyle, taraflardan birisi yararına usule ilişkin kazanılmış hak doğar. Bundan sonra mahkemenin yapacağı iş, bozma kararı uyarınca ve o doğrultuda işlem yapmak ve gerekli kararı vermekten ibarettir. Kural olarak, hakim ara kararından dönebilirse de, bozmaya uyulmasına ilişkin karar bunun istisnalarındandır. Farklı anlatımla; bozma kararına uyan mahkeme, bununla bağlıdır.
Ne var ki; Mahkemece, bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki, bozma ilamında, “çekişmeli 150 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın kayden Hazineye ait olduğu, davalının kayıttan veya mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı olmaksızın bir adet bina yaptığı, 420 adet 3 yaşlarında meyve fidanı ile 400 adet mandalina ağacı diktiği ve iyiniyetli olmadığı anlaşılmaktadır.” denildikten sonra, birleşen dava yönünden “Bu durumda davalının, TMK’nin 995/2. maddesindeki; ‘iyiniyetli olmayan zilyet, yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazmin edilmesini isteyebilir’ şeklindeki düzenlemeden yararlanamayacağı açıktır.” şeklinde belirtildiği dikkate alınarak, uyulan bozma ilamı doğrultusunda Mahkemece birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen birleşen davaya ilişkin hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
03.07.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.