YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3877
KARAR NO : 2019/7572
KARAR TARİHİ : 16.09.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, asıl davasında davalının, müvekkillerinin rızası olmaksızın ve herhangi bir hakka dayanmaksızın müvekkiline ait Zonguldak İli, Merkez, Gelik Merkez Mahallesi, 141 ada 21 nolu parseli ve üzerindeki 3 katlı kargir binayı herhangi bir bedel ödemeksizin 21/08/2010-12/10/2011 tarihleri arasında kullandığını belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutup 13.426,00 TL ecrimisil alacağının 18/11/2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 07.01.2013 tarihinde talebini 16.660 TL olarak ıslah etmiş, birleşen davasında ise asıl dava konusu taşınmaza ilişkin olarak bu kez de, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 13.10.2011-31.05.2014 arasındaki dönem için 45.132,00 TL ecrimisil bedelinin, dönem sonlarından itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, 26.06.2015 tarihli ek dava dilekçesinde ise ; asıl dava ve ıslah dilekçesi ile 21/08//2010-12/10/2011 dönemi için 16.066,00 TL ecrimisil talebinde bulunulduğunu,bu dosya ile birleşen dosyasında 13/10/2011-31/05/2014 arasındaki dönem için 45.132,00 TL ecrimisil talep edildiğini, davada alınan 29/05/2015 tarihli bilirkişi raporunda her iki dava için 21/08/2010-31/05/2014 dönemi için toplam 71.420,61 TL ecrimisil alacağı hesap edildiğini, bu nedenle bundan önce açılan iki dava ile talep edilmeyen 10.222.61 TL ecrimisilin dönem sonlarından işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, 16.066,00 TL ecrimisil alacağının 18/11/2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2013/11270 Esas, 2013/14928 Karar sayılı ilamı ile davanın ecrimisil isteğine ilişkin olduğu, mahkemece emsal araştırması yapılmadığı gibi, keşif neticesinde hükme esas alınan bilirkişi raporunda ecrimisili belirleme yönteminin açıkça ortaya konulmadığı ve saptamada esas alınan kriterlerin gösterilmediğinin anlaşıldığı, bu durumda, anılan raporun, hükme yeterli, ayrıntılı, kanaat verici ve denetlenebilir olduğunu söyleyebilme olanağı olmadığı, hal böyle olunca, ilkeler çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılması hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığına işaret edilerek karar bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, davaların kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava , ecrimisil davasıdır.
6100 sayılı HMK’nin 297/2 maddesine göre, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur. Mahkemece ,asıl dava ve 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/349 ve 2014/376 Esas sayılı davaların kabulü ile bilirkişi … Pulat imzalı 29/05/2015 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere toplam 71.420,61 TL’nin yine aynı raporda 2.sahifesinde belirtildiği üzere; 5.227,39 TL için 31/12/2010 tarihinden ıslah tarihi olan 07/01/2013 tarihine kadar,15.684,96 TL’nin 31/12/2011 tarihinden ıslah tarihi olan 07/01/2013 tarihine kadar, 17.439,84. TL için 31/12/2012 tarihinden birleşen dava tarihi olan 10/06/2014 tarihine kadar, 17.768,88 TL için 31/12/2013 tarihinden birleşen dava tarihi olan 10/06/2014 tarihine kadar, 8.180,65 TL için 31/12/2013 tarihinden birleşen dava tarihi olan 10/06/2014 tarihine kadar, 7.118,89 TL için 31/05/2014 tarihinden 26/06/2015 tarihine kadar işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ise de, asıl dava, birleşen dava ve ek dava için talep edilen dönemler ve talep edilen faiz başlangıç tarihleri de gösterilmek suretiyle, infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, mahkemece, öncelikle davacının ek dava ile talep ettiği miktar, hakimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde, her dönem için ayrı ayrı açıklattırılarak, hükümde de ek davayla ilgili, açıklanan kısımla bağlı kalınarak hüküm kurulması, asıl dava, birleşen dava ve ek davaya ilişkin talep edilen faiz başlangıç tarihleri taleple bağlılık ilkesine uygun olarak gösterilmek ve davacının açtığı her bir davayla ilgili, her bir davada talep edilen dönemler de ayrı ayrı belirtilmek suretiyle, hükmün davacı tarafından temyiz edildiği ve usuli kazanılmış haklar da gözetilerek hüküm kurulması gerektiği, yazılı şekilde HMK’nin 297/2 ve 26. maddelerine aykırı hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un ve 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.09.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.