YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3880
KARAR NO : 2019/7961
KARAR TARİHİ : 24.09.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, elatmanın önlenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ecrimisil talebinin reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı … vekili, 10 ve 24 parsel sayılı tarla vasıflı iki adet taşınmazın tapuda davacı adına kayıtlı olduğunu, bu iki taşınmaz arasında davalı adına kayıtlı 9 parsel sayılı taşınmazın bulunduğunu, davalının kendi taşınmazını kullanırken davacının taşınmazlarından da takribi 8.000 m2’lik bir alanı kullanmak suretiyle tecavüzde bulunduğunu açıklayarak taşınmazlara vaki haksız müdahalesinin önlenmesini ve fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 2009 yılı için 300,00 TL, 2010 yılı için 350,00 TL, 2011 yılı için 400,00 TL, 2012 yılı için 450,00 TL ve 2013 yılı için 500,00 TL ürün bedeli olarak ecrimisilini tahsili talep etmiştir.
Davalı … vekili, davalının adı geçen taşınmazlara bir müdahalesinin olmadığını, ayrıca davacının taşınmazların 1/3 hisse ile maliki olduğunu, bu nedenle ancak bu oranda ecrimisil isteyebileceğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 10 ve 24 parsel sayılı, tarla vasıflı taşınmazların davacı adına hisse ile kayıtlı olduğu, bu iki taşınmaz arasında davalı adına kayıtlı 9 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu, davalının kendi taşınmazını kullanırken davacının hisse ile maliki olduğu taşınmazlardan bir miktar alanı kullanmak suretiyle tecavüzde bulunduğunun anlaşıldığı, yapılan keşif sonucu düzenlenen fen bilirkişisi raporunda ekli krokide davaya konu alanın B harfi ile yeşil boyalı halde gösterildiği, bu alanın 58 ada, 9 parsel nolu taşınmaz tarafından bırakıldığının anlaşıldığı, hali hazırda boş ve terkedilmiş halde olduğunu belirttiği, bu nedenle de keşif sırasında davalının vaki bir müdahalesinin devam etmediği ve dinlenen tanık beyanlarından müdahalenin dava açıldıktan sonra sona erdiği kanaatine varılarak el atmanın önlenmesi isteği hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil isteği yönünden ise intifadan men koşulu gerçekleşmediği anlaşıldığından reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde ecrimisil isteğinin reddi yönünden davacı vekili, yargılama giderleri yönünden ise davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; yazılı şekilde intifadan men koşulu gerçekleşmediğinden ecrimisil talebinin reddine karar verilmiş ise de, kural olarak, müşterek veya iştirak halindeki mülkiyet durumunda, taşınmazı kullanan malikten diğer maliklerin ecrimisil talep edebilmesi için, taşınmazdan yararlanma iradelerini karşı tarafa iletmiş olmaları gerekir, paydaş olmayanlar arasında ise, intifadan men şartı aranmaz.
Somut olayda, davalı …, dava konusu 10 ve 24 parsel sayılı taşınmazlarda malik/paydaş olmayıp üçüncü kişi konumunda olduğundan, davacı tarafın ecrimisil talebinin, intifadan men şartı gerçekleşmediği gerekçesi ile reddi hatalı olmuştur. Mahkemece, davacının dava konusu taşınmazlardaki hissesi gözetilerek ve Daire’nin yerleşik ilke ve esasları doğrultusunda ecrimisil hesabı yaptırılıp oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 24.09.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.