Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/3887 E. 2019/8260 K. 30.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3887
KARAR NO : 2019/8260
KARAR TARİHİ : 30.09.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR

Davacı vekili, müvekkilinin miras bırakanı …ın 282 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 1/5 oranında maliki olduğunu, davalının da aynı taşınmazda 4/5 oranında hissesinin bulunduğunu, davalının müvekkillerinin rızası dışında taşınmaz üzerinde bulunan bir adet dükkan ve üç katlı binayı haksız şekilde tasarruf ettiğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile son beş yıla yönelik (05/04/2008-05/04/2013 tarihleri arası) 1.000 TL ecrimisil bedelinin dava tarihine kadar yıllık ecrimisil dönemleri itibariyle işlemiş ve işleyecek dönemsel faiziyle birlikte davacıların miras payları oranında davalıdan tahsilini talep etmiş ve ıslah dilekçesiyle de ecrimisil talep miktarını 63.632,00 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı taraf usulüne uygun tebligatlara rağmen davaya cevap vermemiştir
Mahkemece, “Islah talebi dikkate alınarak davacıların davasının KISMEN KABULÜNE, 31.817,00 TL. ecrimisilin tahakkuk ettiği dönem sonu itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin ıslah talebinin reddine” karar verilmiş, hüküm, davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; paylı mülkiyete konu, “kargir kahvehane ve ev “ vasfındaki taşınmazın, davacıların miras bırakanı, davalı ile dava dışı üçüncü kişi adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacılar vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin, intifadan men koşulunun gerçekleşmediğine ilişkin temyiz itirazına gelince;
Kural olarak, intifadan men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan yararlanmak isteğini davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali ve davaya konu taşınmazın kamu malı olması halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı ilamı)
Somut olayda; dava konusu daireler, davalı tarafından kiraya verilerek gelir elde edilmediği gibi konut olarak bizzat kullanıldıkları hususunda taraflar arasında ihtilaf da bulunmamaktadır. Davalının taşınmazı bizzat kullanması nedeniyle, her ne kadar ecrimisile konu yer konut olsa da, intifadan men koşulu gerçekleşmediği sürece diğer paydaş ecrimisil talep edemez.
Şu halde ecrimisil talebine konu (… ve zemin kattaki döner-pide salonu dışında kalan) mesken niteliğindeki dairelerin davacı tarafından kiraya verildiği veya davalının bu bölümler bakımından intifadan men edildiği ispatlanamadığına göre mesken niteliğindeki iki normal kat ile çatı katındaki yerler bakımından ecrimisil talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacı lehine ecrimisile hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
3. Davalı vekilinin faizle ilgili temyiz itirazına gelince;
Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 297/2. maddesinde “…taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmiştir. Anılan bu düzenleme karşısında uyuşmazlığın çözümlenmesine karar veren mahkemenin, kuracağı hükmün açık, net ve infaza elverişli olması gerekir.
Ne var ki; mahkemece kurulan hükmün infaza elverişli olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır.
Şöyle ki, hüküm fıkrasında, hüküm altına alınan miktarın ne kadarlık kısmının hangi döneme ait olduğu, hangi miktara hangi tarihten itibaren faiz işletileceği açıkça belirlenmemiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece, her dönem için hükmolunan ecrimisil miktarı ve her dönem için faiz başlangıç tarihi açıkça belirtilerek hüküm kurulması gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak şekilde, (“…. 31.817,00 TL. ecrimisilin tahakkuk ettiği dönem sonu itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine..”) hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacılar vekilinin tüm ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının 1.bentte yazılı nedenlerle REDDİNE, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ya iadesine, 27,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 16,70 TL’nin temyiz eden davacılardan alınmasına, 30.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.