Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/3907 E. 2019/9660 K. 30.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3907
KARAR NO : 2019/9660
KARAR TARİHİ : 30.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı … vekili, dava konusu taşınmazlarda vekil edeninin de hissesi olduğunu, davalının taşınmazları hayvancılık ve tarım yaparak kullandığını, müvekkilinin kullanmasına engel olduğunu açıklayarak, 8.000,00 TL ecrimisile karar verilmesini talep ve dava etmiş, 15.10.2015 tarihli dilekçesiyle tapel miktarını 12.657,63 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı … vekili, taşınmazlarda müvekkilinin kullanımının olmadığını, davacının daha önce kullandığı yerlere ilişkin ecrimisili müvekkilinden tahsil ettiğini, o tarihten beri taşınmazları kullanmadığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüyle 12.657,63 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Bilindiği, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, davacının dava konusu taşınmazların davalı tarafından hayvancılık ve tarım yapılarak kullandığını iddia ettiği, davalının da savunmasında taşınmazları kullanmadığını savunduğu, taşınmazların tarafların murisi adına kayıtlı olduğu, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/421 Esas, 2013/1155 Karar sayılı dava dosyasında davacının dava konusu taşınmalarla ilgili olarak dava tarihi olan 04.10.2010 tarihinden geriye doğru beş yıllık dönem için ecrimisil alacağına hükmedildiği, kararın onanarak 19.06.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, Mahkemece, her ne kadar taraflar arasında kesinleşen ecrimisil dava tarihinden (04.10.2010) iş bu dava tarihine (16.07.2014) kadar olan dönem için ecrimisil hesap edilmesi yerinde ise de; davalının taşınmazları kullanmadığına yönelik savunması yönünde yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan, delilleri toplanmadan karar verilmesi hatalı olmuştur. O halde Mahkemece, davalının tanık deliline de dayandığı anlaşıldığından, taraf delillerinin hepsi toplanarak, davalının savunması üzerinde durularak, dava konusu taşınmazlarda 04.10.2010-16.07.2014 tarihleri arasında davalının zilyet olup olmadığı net şekilde belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda 2. bentte gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, HUMK’un 440/III/1. bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.