YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3918
KARAR NO : 2019/9109
KARAR TARİHİ : 16.10.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar … ve … vekili, tarafların kardeş olup babaları …’in 17.07.2008 tarihinde vefat ettiğini, muristen intikal eden 917 ada 4 parseldeki taşınmazın murisin ölüm tarihinden 05.01.2014 tarihine kadar davacılara payları oranında ödeme yapılmadan davalı tarafından kullanıldığını, davacıların 20.02.2014 ve 07.03.2014 tarihli ihtarnameler ile davalıdan ecrimisil talebinde bulunduklarını, ancak davalının herhangi ödeme yapmadığını açıklayarak, taşınmazın davalı tarafından 17.07.2008-05.01.2014 tarihleri arasında kullanımından doğan son 5 yıl için fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 5.000 TL ecrimisil bedelinin her aya ait bedelin ilişkin olduğu ayın sonundan itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, intifadan men koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elbirliği malikleri arasındaki ecrimisil isteğine ilişkindir.
Kural olarak paydaşlar intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi için, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak istediğini davalı paydaşa bildirmesi gerekir. İntifadan men, dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir ve yemin dahil her türlü delil ile ispatlanır.
Somut olaya gelince; mahkemece, davacılar tarafından gönderilen her iki ihtarnamede dahi yalnız kira bedelinin talep edilmesi, tahliye tarihinden önce davacıların davalıya ihtarname de dahil yazılı bir belge ile taşınmazı kullanma isteklerine dair bir bildirimde bulunmamış olmaları, davacı tarafça bu yönde bir iddia dile getirilmemiş olması, davacı tarafın dinletmek istediği tanıkların sadece davacıların davalıdan kullanım bedeli talep ettiklerine dair olduğunun açıklanması karşısında davacıların taşınmazı kullanma ve yararlanma bildiriminde bulunmadıkları, davalının kullanımına rıza gösterdikleri anlaşıldığından, tanıkların intifadan men koşulu yönünden dinlenmelerine gerek görülmediği, tüm dosya kapsamı ile intifadan men koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; az yukarıda açıklandığı üzere, intifadan men koşulunun gerçekleşmesi için, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak istediğini davalı paydaşa bildirmesi gerekir. Kira bedeli istenmesi de intifadan men anlamına gelir. Dolayısıyla mahkemenin davacıların taşınmazı kullanma ve yararlanma bildiriminde bulunmadıklarından intifadan men koşulunun gerçekleşmediği şeklindeki gerekçesi doğru değildir. Bundan ayrı intifadan men yemin dahil her türlü delille ispatlanabilir, yazılı delil bulunması zorunlu değildir. Davacı taraf delil dilekçesinde intifadan men yönünden tanık deliline dayandığı halde mahkemece dosya kapsamına uymayan yazılı gerekçeyle tanıklar dinlenmeden eksik araştırma ve inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.