YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4186
KARAR NO : 2019/6406
KARAR TARİHİ : 25.06.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, ecrimisil davasının açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili, vekil edeni Vakfa ait 157 ada 20 parsel sayılı taşınmazın 31/12/2013 tarihine kadar davalı … tarafından haksız olarak işgal edildiğini belirterek 1.625,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı vekilinin verilen kesin süre içerisinde davalının açık kimlik bilgilerini ve adresini bildirilmediği gerekçesi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119. maddesinde dava dilekçesinde bulunması gereken hususlar sayılmıştır. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, dava dilekçesinde bulunması gereken bu unsurlardan mahkemenin adı, dava konusu ve değeri, vakıalar, deliller ve hukuki sebepler dışında kalanlardan her hangi birinin eksik bırakılmış, yazılmamış olması durumunda hakimin davacıya eksikliğin tamamlanması için kesin süre vermesi gerektiği belirtilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119. maddede verilen kesin sürenin bir haftalık süre olacağı da belirtilmiştir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması halinde dava açılmamış sayılır. (HMK mad. 119/2)
Somut olayda, Mahkemece, davacı tarafın verilen kesin süreye rağmen davalının kimlik bilgilerini ve adresini bildirmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, varılan sonuç 6100 sayılı HMK’nin 119. maddesi ile getirilen düzenlemeye uygun değildir. Şöyle ki, davacı vekili tarafından mahkemeye verilen dava dilekçesinde, davalı tarafın adı soyadı ve adresinin gösterilmiş olduğu, dava dilekçesinde belirtilen davalı adresine çıkartılan dava dilekçesinin tebliğine ilişkin davetiyenin bila ikmal iade edilmesi üzerine mahkemece, iki hafta içinde davalının açık adresinin bildirilmesi aksi halde davanın açılmamış sayılacağı hususunun davacı vekiline ihtar edildiği, davacı tarafça davalıya ait yeni adres bildirilmediği ve mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemece, davalının açık adresinin bildirilmemiş olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurma yoluna gidilmiş ise de, anılan Kanun’un 119. maddesinde belirtilen husus, dava dilekçesinde davalı tarafın adresinin hiç yazılmamış, bildirilmemiş olması durumunda davacı tarafa verilecek bir haftalık kesin süre içinde bu eksikliğin tamamlanmasının istenmesi, tamamlanmaması halinde uygulanacak yaptırımın karşı tarafa ihtar edilmesidir. Aksine düşünce, gerek Tebligat Kanunu’nun tebligata ilişkin ilgili hükümlerini (Teb.K 21-25-28) gerekse Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına dair Yönetmeliğinin ilanen tebliğ ile ilgili 48 ve devamı maddelerini işlevsiz hale getirecektir. Bu itibarla davacı tarafın dava dilekçesinde, davalının adresini göstermiş olması bu nedenle dava dilekçesinde bulunması zorunlu unsurun dilekçede belirtilmiş olduğu göz önüne alınarak davalının tebligata yarar açık adresinin bulunamaması durumunda, ilanen tebliğ hususunun düşünülmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.06.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.