Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/4287 E. 2019/10693 K. 28.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4287
KARAR NO : 2019/10693
KARAR TARİHİ : 28.11.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece; davanın reddine ve kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili, asli müdahil vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı Kayyım vekili, 7 kapı nolu kagir oda vasıflı taşınmaz malın hisse malikleri …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’ye İstanbul Defterdarının kayyım olarak atandığını, taşınmazın idaresi için yapılan tahkikatta sözkonusu parselin kapısının önüne bina yapmak suretiyle giriş imkanı bırakılmadığının tespit edildiğini, taşınmazın önünü kapatan binanın davalı tarafından kullanıldığını belirterek işgalin başlangıç tarihi olan 01.01.2005 tarihinden 31.07.2010 tarihine kadar toplam 25.995,00 TL. ecrimisil alacağının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalının elatmasının önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Asli Müdahil … vekili, dava konusu taşınmazın 47/48 hissesinin vakıf adına tescili için dava açıldığını, bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davacı yanında asli müdahil olarak davaya müdahale talebinin kabulüne, davanın devamı halinde tahakkuk edecek olan ecrimisil faiz, mahkeme masrafları ve vekalet ücreti açısından kayyım hesabına tedbir konulmasına, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile 25.995 TL ecrimisil bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu yerin oğlu tarafından kullanılıyor olması nedeniyle husumet itirazında bulunduklarını, talep edilen alacağın kısmen zamanaşımına uğradığını, taşınmazın zamanında vakıflara ait odaya bitişik olduğu ve bu odanın kiralandığı için o odayla birlikte dava konusu yerin kullanıldığını ve kira ücretinin vakıflar idaresine ödendiğini ancak 2000 senesinde vakıflarla kira akdinin son bulduğunu ve her iki odanın vakıflar idaresine teslim edildiğini, vakıflar idaresi tarafından başka birine kiraya verilen her iki odanın kiracı tarafından kullanıldığını, bu nedenle kendilerinden ecrimisil talep edilemeyeceğini, ayrıca istenilen bedelin de çok fahiş olduğunu, bu nedenle açılan davanın önce usul, sonra esastan reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı kayyımın davasının husumet nedeniyle reddine, müdahil davacının davasının kısmen kabulü ile toplam 21.591,15 TL ecrimisil bedelinin tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili, asli müdahil vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza yönelik elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre asli müdahil davacı … vekilinin tüm, davacı kayyım ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı kayyım vekilinin elatmanın önlenmesine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 2718 ada 101 parsel sayılı taşınmazın kayden …, …, … , …, …, …, …, …, …, … ve … arasında paylı mülkiyet üzere kayıtlı iken İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından kayyıma karşı İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/82 Esas ve 2014/121 Karar sayılı dosyası ile 30.03.2009 tarihinde açılan tapu iptal ve tescil davasında 20.03.2014 tarihinde davanın kabulü ile adı geçen kişilerin gaip olması nedeniyle tapudaki hisselerinin iptaline ve … Efendi Vakfı adına tesciline karar verildiği, kararın 08.09.2014 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmaktadır. Ne var ki; dosya içerisinde son tapu kaydına rastlanılmamış olup mahkemece son tapu kaydının dosyaya kazandırılması gerekmektedir. Gelen tapu cevabına göre de dava konusu taşınmazın vakıf adına tescil edildiğinin anlaşılması halinde; HMK’nin 125/2. maddesi gereğince davacı yerine müdahil davacı … geçeceğinden elatma davası yönünden davacı kayyım aleyhine hüküm kurulmaması gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan davacı kayyım yönünden davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3. Davacı kayyım vekilinin ecrimisile ilişkin temyiz itirazlarına gelince; bilindiği gibi, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Dosya içeriğinden davalının dava konusu taşınmazı haksız işgal ettiği sabittir. Bir kısım paydaş adına, 22.03.1991 tarihli mahkeme kararı ile kayyım atandığı, taşınmazın eldeki dava tarihinden önce kayyımın yasal temsilcisi olduğu paydaşlar adına paylı mülkiyet üzere tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporu uyarınca paydaşların payları gözetilmek suretiyle ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken bundan zuhul ile yazılı şekilde ret kararı verilmesi doğru değildir.
4. Davalı vekilinin ecrimisile ilişkin temyiz itirazlarına gelince; yukarıda da izah edildiği üzere İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından kayyıma karşı İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/82 Esas ve 2014/121 Karar sayılı dosyası ile 30.03.2009 tarihinde açılan tapu iptal ve tescil davasında 20.03.2014 tarihinde davanın kabulü ile adı geçen kişilerin gaip olması nedeniyle tapudaki hisselerinin iptaline ve … Efendi Vakfı adına tesciline karar verilmiş, karar 08.09.2014 tarihinde temyiz edilmeden kesinleşmiş ve mülkiyet kesinleşme tarihi itibariyle … Efendi Vakfı’na geçmiştir.Vakıf malik olduğu tarihten itibaren ecrimisil talep edebilir. Ancak Yargılama Hukukumuza göre, yargılama yapılarak hüküm altına alınabilecek talep, dava tarihinde
gerçekleşen hakları kapsamaktadır. Hakkın doğması koşulu ile konusu sürekli edime ilişkin; nafaka, kira, dava tarihinden sonra gerçekleşen faize, TBK’nin 122/2. maddesi hükmüne göre munzam zarara ilişkin haklar dışında dava tarihinden sonra gerçekleşen hakkın hüküm altına alınması olanağı kural olarak yoktur. Nitekim, ecrimisil davalarında; alacağa dava tarihine kadar geçen süre için hükmedilebilir. Hal böyle olunca; Mahkemece asli müdahil … yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile asli müdahil yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle asli müdahil davacı … vekilinin tüm, davacı kayyım ve davalı vekilinin sair temyiz taleplerinin reddine, (2) ve (3) no.lu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı kayyım vekilinin, (4) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 31,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 23,00 TL’nin asli müdahilden alınmasına, 368,72 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1.106,17 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına ve peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 28.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.