YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4931
KARAR NO : 2020/4891
KARAR TARİHİ : 07.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Dava dilekçesinde tarafların müşterek maliki olduğu 171 ada 4 parsel sayılı, kargir apartman vasıflı taşınmazın bir kısmının davalılar tarafından fiilen kullanıldığı, bir kısmının da yine davalılar tarafından kiraya verilmek suretiyle gelir elde edildiği, vekil edeninin dava konusu taşınmazda hissesi olmasına karşın taşınmazdan faydalanamadığını açıklayarak, dava tarihinden geriye dönük 5 yıllık dönem için toplam 5.000,00 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiş, davalılar ayrı ayrı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar Sakine ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Buna göre, davaya konu edilen taşınmazların sayılan istisnalar dışında olması halinde intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı ilamı)
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 16.04.2015 tarihinde keşif icra edildiği, keşif sonrası düzenlenen 20.04.2015 havale tarihli inşaat ve mülk bilirkişi imzalı raporda, dava konusu taşınmazın zemin kat üzeri, üç normal ve bir çatı katından ibaret, mesken olarak kullanılan bina olduğu, taşınmazın; zemin katının bir bütün olarak temyize gelmeyen diğer davalı …’nun kullanımında olduğu, birinci kat ve çatı katında bulunan meskenlerde kiracı bulunduğu, ikinci katta bulunan meskende davalılar Sakine ve Tarık’ın ikamet ettiği, üçüncü katta bulunan meskende dava dışı paydaş Ecevit Yücel’in eşya koymak suretiyle tasarrufta bulunduğu, taşınmazın tamamı üzerinden belirlenen 62.868,67 TL ecrimisil bedeline davacının tapu kaydına göre 109/480 hissesinin uygulandığı ve davacı yararına 14.276,42 TL ecrimisilin tespit edildiği, mahkemece bu miktar üzerinden davanın kabulü ile hükmedilen ecrimisilin davalılardan tahsiline karar verildiği anlaşılmıştır.
1.Dava konusu taşınmazın birinci ve üçüncü katında bulunan meskenlerin kiraya verilmek suretiyle gelir elde edildiği anlaşıldığına göre, kural olarak, bu meskenler yönünden davalılar Sakine ve Tarık aleyhine ecrimisile hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Ancak, taşınmazın ikinci katında davalılar Sakine ve Tarık’ın ikamet ettiği, zemin katının bir bütün olarak diğer davalı …’in, üçüncü katın ise dava dışı paydaş Ecevit’in kullanımında olduğu anlaşıldığına göre, davalılar Tarık ve Sakine’nin; ikinci kattaki mesken yönünden intifadan men edilip edilmedikleri belirlenmeden, zemin ve üçüncü kattaki meskenlerden ise gelir elde etmedikleri sabit olduğu halde davalılar aleyhine ecrimisile hükmedilmesi doğru olmamıştır.
2.Taşınmazda 1/6 hissesi sahibi Ruveyde Yücel’in Kastamonu 1. Noterliğinin 20.3.1995 tarihli ve 4483 yevmiye nolu vasiyetnamesi ile hissesini davalı …’a bağışladığı, Ruveyde’nin 15.07.2004 tarihinde vefat ettiği, davacı …’in vasiyetnamenin tenkisi isteminin Kastamonu 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 2013/306-2014/571 sayılı karar ile reddedildiği ve hükmün 18.01.2018 tarihinde kesinleştiği, eldeki davada hükme esas alınan tapu kaydının gerçek hisse durumunu yansıtmadığı anlaşıldığına göre, yanlış pay durumu ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu üzerinden Mahkemece hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.