YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5034
KARAR NO : 2018/19068
KARAR TARİHİ : 22.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, davacıların kayden paydaşı oldukları 6492 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tamamının davalılardan …… tarafından kullanıldığını, taşınmazdan davacıların yararlanamadıklarını, 3.9.2010 tarihinde keşide edilen ihtarnameye davalıların yanıt vermediklerini ve ortaklığın giderilmesi davası açıldığını ileri sürerek dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre için 65.000,00 TL ecrimisilin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, intifadan men koşulunun gerçekleşmediğini, davalı …’in payını 14.06.2007 tarihinde diğer davalı …’a sattığını, davalı …’ın da bahçenin bakımı için talep etmesi üzerine davalı …’in dava konusu taşınmaz üzerindeki binada bulunan 3 daireden birini kullandığını, diğer daireleri davacıların kullanmalarına engel olmadıklarını, davalı …’ın taşınmazı kullanmadığı gibi gelir de elde etmediğini, bakım ve onarım giderlerinin ecrimisil bedelinden mahsup edilmesi gerektiğini bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ‘‘davanın kısmen kabulüne, 13/03/2013 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda hesaplandığı şekliyle, toplam 49.605,00 TL ecrimisil alacağından, dava konusu taşınmazdaki davacı payları nazara alınarak; (a) 01/01/2011 ila 31/12/2008 dönemini kapsayan 37.080,00 TL ecrimisil alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, (b) 01/01/2007 ile 31/12/2007 dönemini kapsayan 8.880,00 TL ecrimisil alacağından 4.440,00 TL’sinin davalılardan H……. Erten’den, 4.440,00 TL’sinin de davalılardan …’ten alınarak davacı tarafa verilmesine, (c) 19/07/2006 ila 31/12/2006 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan 3.645,00 TL ecrimisil alacağının davalılardan ……. Erten’den alınarak davacı tarafa verilmesine, (d) Davacı tarafın fazlaya ilişkin taleplerinin reddine,’’ karar verildiği ve işbu kararın ‘‘…davalı …’in ecrimisil istenilen sürede tek başına çekişmeli taşınmazın tamamını kullandığı belirlenmiş ise de, bu davalının payını devrettiği 14.6.2007 tarihine kadar intifadan men edildiği kanıtlanamamıştır. 14.6.2007 tarihinden sonra ise davalı … davalı …’ın muvafakati ile taşınmazı kullandığını bildirmiştir… 2010/200 Esas sayılı ortaklığın giderilmesi davası ise davalı … aleyhine 14.5.2010 tarihinde açılmış, 19.7.2011 tarihinde de eldeki dava açılmıştır. Tanık beyanlarına göre, söz konusu dönemde davacıların taşınmazdan yararlanma isteklerini davalılara ilettikleri hususu ispat edilememiştir. Hâl böyle olunca, …… Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen 2010/200 E-2011/65 K sayılı davanın dava dilekçesinin davalı …’a tebliğ edildiği tarihten eldeki davanın dava tarihine kadar yukarıda değinilen ilkeler uyarınca davacıların payı oranında belirlenecek ecrimisilin davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmesi doğru değildir.’’ gerekçesiyle Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 28.05.2015 tarih ve 2014/6291 Esas, 2015/7809 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda ‘‘davanın kısmen kabulü ile 25.356,23 TL ecrimisil alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konusu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmaz yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı)
Öte yandan, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporunun, somut bilgi ve belgeye dayanması, tarafların ve hakimin denetimine açık olması, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir. Bu nedenle, eğer arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara …… artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, dava konusu 865 m2 yüzölçümündeki arsa vasıflı, kat mülkiyeti veya kat irtifakının tesis edilmediği 6492 ada 2 parsel sayılı taşınmazda, davacılar ……’in 1/4’er davalı …’ın ise ½ olmak üzere paylı mülkiyet üzere malik oldukları, davalı …’a ait 1/2 payın öncesinde davalı …’e ait iken 14.6.2007 tarihinde bu davalıya satıldığı, mahkemece yapılan keşifte taşınmazda bulunan …… tarzı bina ile bahçesinin davalı … tarafından kullanıldığının tespit edildiği, davacılar tarafından 14.5.2010 tarihinde davalı … aleyhine dava konusu taşınmaza ilişkin olarak …… Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/200 Esas ile ortaklığın giderilmesi davası açıldığı, dava dilekçesinin davalı …’a 15.05.2010 tarihinde tebliğ edildiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve kararın 5.4.2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan 03.02.2016 tarihli bilirkişi kurul raporunda; ortaklığın giderilmesi davasında dava dilekçesinin tebliğ tarihi olan 15.05.2010 tarihi ile işbu davanın dava tarihi olan 19.07.2011 tarihleri arasında işlemiş ecrimisil bedeli aylık 3.500,00 TL’den hesap edilerek toplam 50.712,45 TL bulunmuş ve davacıların hissesine düşen ecrimisil bedelinin 25.356,23 TL olduğu hesap edilmiştir. Ancak bozma öncesi aldırılan 12.03.2013 tarihli bilirkişi kurul raporunda ise 31.12.2006-19.07.2011 tarihleri arası için aylık 2.000,00 TL’den toplam 99.210,00 TL bulunmuş ve davacıların hissesine düşen ecrimisil bedelinin 49.605,00 TL olduğu hesap edilmiştir. Bu haliyle tespit edilen aylık ecrimisil bedelleri bakımından raporlar arasında açık bir çelişki bulunmaktadır.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden; dosya kapsamındaki raporlar arasındaki aylık ecrimisil miktarı bakımından çelişkilerin giderilmesi yönünde ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak 15.05.2010-19.07.2011 tarihleri arası için belirlenecek ecrimisil bedeline hükmedilmesi gerekirken, çelişki giderilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenene iadesine, 22.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.