YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5240
KARAR NO : 2020/5660
KARAR TARİHİ : 01.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, taraflara murislerinden intikal eden dava konusu 548 ada 13 parsel sayılı taşınmazdan davalının çay geliri elde ettiğini, yine taşınmaz üzerinde bulunan evde davalının oturduğunu öne sürerek 6250,00 TL ecrimisilin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmişir.
Davalı, evin etrafındaki çay bahçelerinin verimsiz olduğu için senelerdir toplanmadığını, taşınmazdaki evde ise mirasçıların muvafakati ile oturduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; dava konusu taşınmaz üzerindeki çay bahçesinin davalı tarafça kullanıldığı, üzerindeki evde de davalının oturduğu, kullanım karşılığı davacılara herhangi bir bedel ödenmediği, bu haliyle davacılar lehine intifadan men koşulunun oluştuğu gerekçesi ile hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca davanın kısmen kabulü ile 3.118,57 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalının dava konusu taşınmaz üzerinde yer alan eve ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı ilamı).
Somut olaya gelince; dosya içeriği ve toplanan delillerden; her ne kadar çekişme konusu 548 parsel sayılı taşınmaz çay bahçesi niteliği ile tapuya kaydedilmiş ise de, bilirkişi raporları ve tarafların kabulünde olduğu üzere üzerinde iki katlı ev bulunduğu, anılan evde uzun yıllardır davalının oturduğu, kiraya vererek gelir elde ettiğinin ortaya konulamadığı, davacılar tarafından intifadan mene ilişkin ihtarname çekilmediği, dinlenilen tarafsız tanık beyanlarından da intifadan men olgusunun gerçekleştiğinin ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, dava konusu ev yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, intifadan men koşulunun oluştuğu gerekçesiyle kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.