Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5336 E. 2020/6884 K. 05.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5336
KARAR NO : 2020/6884
KARAR TARİHİ : 05.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davalı … ve birleşen dosya davalısı … aleyhine açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davalı … aleyhine açılan davanın ise kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, müvekkilinin malik olduğu taşınmazın 499,20 m2 lik kısmına davalılar … (eski … Belediyesi) ve … Büyükşehir Belediye Başkanlığının kamulaştırmasız elatmaları nedeniyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava tarihinden geriye doğru son beş yıl karşılığı olarak 10.000 TL ecrimisil bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 14.10.2015 tarihli dilekçe ile talebini 128.794,83 TL olarak ıslah etmiştir.
Birleşen Büyükçemece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/1784 Esas, 2010/1532 Karar sayılı dosyasında da davacı vekili, müvekkilinin malik olduğu taşınmazın 499,20 m2 lik kısmına davalı …’nın kamulaştırmasız elatması nedeniyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava tarihinden geriye doğru beş yıl karşılığı olarak 10.000 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili ile dava dışı Karayolları Genel Müdürlüğü arasında imzalanan 01.06.2010 tarihli protokolle dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın Karayolları Genel Müdürlüğüne devredildiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, taşınmaza fahiş değer biçilmemesi gerektiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının taşınmazına davalı idarelerce kamulaştırmasız elatılmasına ilişkin olarak Kamulaştırma Kanunu’nun geçici 6. maddesi uyarınca, sadece tazminat davası açabileceği gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 28.11.2012 tarihli ve 2012/18497 Esas, 2012/24561 Karar sayılı ilamı ile, dosya içerisinde bulunan Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/493 Esas 2003/366 Karar sayılı dava dosyası kapsamından; davacının taşınmazının 499,20 m2’lik kısmına 10.03.2000 tarihinde elatıldığının, davalı … Belediyesi Başkanlığı’nın davacının taşınmazının 499,20 m2’lik kısmına yol yapmak suretiyle yapmış olduğu müdahalenin meni’ne ve bu kısımdaki yolun kaldırılmasına karar verildiğinin, kararın temyizi üzerine Yargıtay 5. hukuk Dairesinin 07.04.2011 tarihli ilamı ile temyiz dilekçesinin yasal süre geçtikten sonra verildiğinden reddine karar verildiğinin, akabinde karar düzeltme isteminin Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 21.11.2011 tarihinde reddine karar verildiğinin anlaşıldığı, somut olayda davalılar tarafından dava konusu taşımaz ile ilgili kamulaştırma kararı alınmadığı, kamulaştırma davası da açılmadığı, davacı tarafından da kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat davası da açılmadığı, dava konusu taşınmaza yapılan müdahalenin meni’ne ve kal kararı verildiği, dava konusu taşınmaza yapılan müdahalenin halen devam ettiği, davacı yönünden dava konusu taşınmazla ile ilgili olarak ecrimisil talep etme hakkının var olduğu, bu durumda Mahkemece, kamulaştırmasız elatma nedeniyle bedel için tazminat davası tarihine kadar ecrimisil istenebileceği hususu da dikkate alınarak, işin esası incelenerek sonucu dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda, davalı … ile birleşen dosya davalısı … aleyhine açılan davanın vaki feragat nedeni ile reddine, hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca asıl dosya davalısı … aleyhine açılan davanın kabulü ile 128.794,83 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere; ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve 6100 sayılı HMK’nin 266. vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.

İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde hükme esas alınan bilirkişi raporunda mevcut hesaplama yönteminin Daire uygulamasına aykırı düştüğü anlaşılmaktadır. Şöyle ki, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile dava dilekçesinin içeriğine göre, öncesinde dava dışı … Şirketi adına kayıtlı bulunan dava konusu 1 parsel sayılı taşınmazın 09.06.2006 tarihinde ½ payının, bilahare 08.05.2008 tarihinde da bakiye ½ payının davacı şirket adına tescil edildiği, temyize konu dosyada ise bilirkişilerce ecrimisil hesabında ilk dönem olarak davacı şirketin pay sahibi olmadığı 17.09.2005 tarihinin esas alınarak, bu tarih ile dava tarihi arasındaki dönem için hesaplama yapıldığı, hesaplama yapılırken de taşınmazın öncelikle keşif tarihindeki aylık kira bedelinin, sonrasında ise ÜFE oranlarının geçmiş yıllara doğru uygulanarak ecrimisil bedelinin tespit edildiği, bilirkişi rapor ve ek raporları arasındaki çelişkinin giderilmediği, bunun yanısıra emsal araştırması yapılmadığı görülmektedir.
Bu durumda, Mahkemece, öncelikle davacı şirketin dava konusu taşınmazda 09.06.2006 tarihi itibarıyla ½ hisse sahibi, 08.05.2008 tarihinde ise tek malik olduğu göz önünde bulundurularak, Daire uygulamalarına uygun şekilde emsallere göre araştırma yapılıp, ecrimisil istenilen ilk dönem başlangıç tarihi olarak baz alınmak suretiyle hesaplama yaptırılarak ilk dönem için miktarın belirlenmesi, sonraki dönemler için ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle miktarın belirlenmesi, sonucunda talep miktarı ve kazanılmış müktesep haklar gözetilerek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken bu hususları içermeyen bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine
05.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.