YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5678
KARAR NO : 2020/5171
KARAR TARİHİ : 21.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil Ve Kal
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, davaya konu 2504 parsele davalı komşu parsel 122 ada 11 parsel maliki tarafından 198 m2 tecavüz edildiğini, bu nedenle müdahalenin meni ile duvarın ve her türlü muhdesatın kal’ini, ihale tarihi olan 30.03.2006 tarihinden itibaren tespit edilecek ecrimisilin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının 2010 yılından beri müdahaleyi bildiğini, rızası olduğunu, davalı iyiniyetli olduğundan davacının davasının reddine, taşkın olan 198,00 m2 yönünden uygun bir bedelle mülkiyetinin davalı adına tescilini aksi halde uygun bir bedelle irtifak hakkı kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalının davaya konu taşınmazın 198,75 m2 kısmına bahçe duvarı, foseptik çukuru ve ağaç dikmek suretiyle müdahalesinin önlenmesine, tecavüzlü kısımdaki ağaç bedeli olarak 12.000 TL’nin davalıya ödenmesine, ecrimisil talebinin şartları oluşmadığından reddine ve davacının diğer taleplerinin de reddine karar verilmiş, hüküm, süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çapa bağlı taşınmaza elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve kal istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, davalı vekilinin usulune uygun harcını yatırarak açmış olduğu temliken tescil davası olmadığına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacının vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği ve Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesinde düzenlendiği üzere, bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma,yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Bu hak kullanılırken dışardan gelecek her türlü müdahale ve haksızlığı malikin dava yoluyla def edebileceği de mülkiyet hakkının bir gereğidir.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ve malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
Dosya kapsamına göre, davaya konu 2504 parselde kayıtlı taşınmazın 31.10.2013 tarihinde 2359 parselin ifraz edilmesiyle oluştuğu, taşlık ve çalılık vasfıyla davacı adına tescil edildiği, tapu kaydında 122 ada 11 parselin 198 m2 tecavüzü olduğu şerhinin de yer aldığı, davaya konu taşınmazın geldisi olan 2359 parselin ise öncesinde Hazine adına kayıtlı iken, 30.03.2006 tarihinde davacı adına ihale edildiği, 24.04.2006 tarihinde davacının taşınmazı taksitle satın aldığına dair sözleşme imzaladığı ve 02.05.2008 tarihinde taşınmazın davacı adına tescil edildiği,davalının davaya konu taşınmazda kayda dayalı hakkı olmadığı, dosyaya alınan bilirkişi raporuna göre, davaya konu taşınmaza 198.75 m2 tecavüzün olduğunun ve bu alanda 17 adet meyve ağacı, taş duvar, tel çit ve foseptik çukuru olduğunun tespit edildiği, davalının iyiniyetli olmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, davacının ecrimisil talep etmekte haklı olduğu dikkate alınarak, dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacı lehine ecrimisile hükmedilmesi ve tecavüzlü alanda yer alan yapıların kal’ine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ecrimisil ve kal talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca bilindiği üzere; taleple bağlılık ilkesini düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi; “ (1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.” şeklindedir. Davalı vekilinin süresi içinde dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde herhangi bir tazminat talebi olmadığı anlaşıldığına göre, davalı lehine 12.000 TL tazminata hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenle reddine, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine ve 550,65 TL peşin harcın da onama harcına mahsubu ile kalan 1.651,94 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına, 21.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.