Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5682 E. 2020/4865 K. 07.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5682
KARAR NO : 2020/4865
KARAR TARİHİ : 07.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Kal

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, davaya konu 4982 ada 1, 2, 3 parseller , 4983 ada 1 parsel, 4985 ada 1 parsel, 4986 ada 2 ve 3 parseller üzerinden davalı tarafından enerji nakil hattı geçirilmek suretiyle müdahalede bulunulduğu, bu nedenle davalının haksız müdahalesinin önlenmesine ve tecavüzlü alandaki enerji nakil hattının kal’ine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı MEDAŞ vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı MEDAŞ ile dava dışı TEDAŞ arasında imzalanan 24.07.2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesinin 7. maddesine göre sözleşmenin akdedildiği tarihten sonra dağıtım tesisleriyle ilgili ortaya çıkacak ihtilafların çözüme kavuşturulması ve doğacak her türlü ihtilafta yükümlülüğün dava dışı TEDAŞ’a ait olacağı düzenlemesi nedeniyle davanın TEDAŞ’a karşı açılması gerektiği gerekçesiyle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir.
Dosya kapsamı ve toplanan delillerden davaya konu taşınmazların davacı adına kayıtlı olduğu, TEDAŞ ile MEDAŞ arasında imzalanan 24.07.2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesinin 7. maddesine göre, işletme hakkı TEDAŞ tarafından devredilen dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olarak sözlşemenin imza tarihinden sonra ortaya çıkacak idari ve hukuki ihtilafların derhal TEDAŞ’a bildirileceği, dağıtım tesislerinin mülkiyetine dair bu idari veya hukuki ihtilafların takip edilmesi ve çözüme kavuşturulması ve bunlardan doğacak her türlü yükümlülüğün TEDAŞ’a ait olduğunun düzenlendiği, davalı MEDAŞ’ın özelleştirilmesine ilişkin 30.10.2009 tarihli sözleşmenin 8. maddesinde MEDAŞ’ın TEDAŞ’la imzaladığı 24.07.2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesinin bu sözleşme tarihi itibariyle de geçerli olduğunun düzenlendiği ancak davacı vekilinin 06.01.2016 havale tarihli dilekçe ekinde sunmuş olduğu, dava dışı TEDAŞ tarafından davacıya gönderilen 14.08.2014 tarihli yazıya göre, 10.05.2012 tarihli yönetim kurulu kararında, özelleştirilen elektrik dağıtım şirketlerinin dağıtım bölgesindeki şebeke deplase işlemleri ilgili dağıtım şirketinin sorumluluğunda olduğu, bu deplaselerin kendilerince yapılarak deplase işlerinin işletme hakkı devir sözleşmesi çerçevesinde TEDAŞ’a bildirilmesi hususunun karara bağlandığı, bu nedenle enerji nakil hakkı deplase talebinin MEDAŞ tarafından değerlendirilmesi, hattın kaldırılmasına karar verilmesi halinde işlemlerin yürütülmesi için TEDAŞ’a başvurulması gerektiğinin bildirildiği, bu açıklamalara göre davalı MEDAŞ ile dava dışı TEDAŞ arasında şekli anlamda zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece verilecek hükmün etkisi bakımından mecburi dava arkadaşlığı, maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı ve şekli (usûlî) bakımdan mecburi dava arkadaşlığı olarak ikiye ayrılmaktadır. Maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı, maddi hukuka göre bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi zorunlu hallerde söz konusu olur (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.59). Şekli (usûlî) bakımdan mecburi dava arkadaşlığı ise, kanunun özel hükümleri ve davanın niteliğinden kaynaklanan, birden fazla kişiye karşı dava açılmasının ve yürütülmesinin zorunlu olduğu hallerde oluşan dava arkadaşlığına denir (PEKCANITEZ Hakan/ATALAY Oğuz/ÖZEKES Muhammet, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, Ankara 2011, s.223). Şekli dava arkadaşlığı, gerçeğin tam olarak ortaya çıkarılması ve taraflar arasındaki ilişkinin doğru karara bağlanmasını sağlamak için kabul edilmiştir. Bu durumda, dava konusu hukuki ilişki hakkında bütün dava arkadaşlarına yönelik tek ve aynı doğrultuda bir karar verme zorunluluğu yoktur. Ayrıca dava arkadaşlarının yaptıkları usulî işlemler birbirinden bağımsızdır.
Buna göre, mahkemece dava dışı TEDAŞ davaya dahil edilmek suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.