YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5690
KARAR NO : 2020/4866
KARAR TARİHİ : 07.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Kal
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma üzerine yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davaya konu 399 parselde kayıtlı taşınmaza davalının müdahalesinin önlenmesine, kapı pencere, balkon ve su atıklarının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 396 ve 397 parseller üzerine inşa edilmiş olan 2 katlı betonarme yapının 399 nolu parsele bakan salondaki bir adet pencerenin kapatılmasına, ayrıca söz konusu taşınmazın 399 nolu parsele bakan kısmının duvar örülerek kapatılmasına, 399 nolu parsele 15.11.2012 tarihli fen bilirkişi raporunda belirtilen 16,23 m2 lik tecavüze karşılık 486,90 TL nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 399 nolu parselin fen bilirkişilerince belirtilen 12.11.2012 tarihli raporunda yeşil renk ile gösterdikleri 16,23 m2 lik kısmın tapusunun iptali ile davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2013/28623 Esas, 2014/5489 Karar sayılı ilamı ile, çekişme konusu 399 parsel sayılı taşınmazda davacının paydaş olduğu, komşu 397 ve 396 parsellerin müstakilen davalı adına kayıtlı bulunduğu, 10.12.2009 tarihinde 2 kadastro teknisyeni ile yapılan ölçümde 396 ve 397 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan evin, davacıya ait 399 parsele 16,23 m2 tecavüzlü olduğunun tespit edildiği, 21.12.2010 tarihinde Elbistan Sulh Hukuk Mahkemesince (2010/1060 E) 2 fen bilirkişisi ile yapılan keşifte, pafta ile zemin arasında uyumsuzluk olduğu, 396 ve 397 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan evin davacıya ait 399 parsele paftasına göre 43,91 m2, ölçü ve sınırlandırma krokilerine göre 4,22 m2 tecavüzlü olduğunun belirlendiği, 10.4.2012 tarihinde mahkemece 1 fen bilirkişisi ile yapılan keşifte 396 ve 397 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan evin davacıya ait 399 parsele 16,23 m2 tecavüzlü olduğunun, su arklarının davacı parseline verildiğinin tespit edildiği, 13.11.2012 tarihinde 2 fen bilirkişisi ile hassas ölçüm yapılarak icra edilen keşifte ise davalıya ait evin davacıya ait 399 parsele 8,65 m2 tecavüzlü olduğunun tespit edildiği, mahkemece bu raporlardan 15.11.2012 tarihli olana itibar edilmesine rağmen 16,23 m2 tecavüz olduğu kabul edilerek sonuca gidildiği, ayrıca davalı binasındaki pencerelerin davacıya ne gibi bir zarar verdiği kanıtlanamadığı gibi davalının temliken tescil savunması da bulunmadığı, bu nedenle mahallinde 3 fen bilirkişisi eşliğinde yeniden keşif yapılarak çekişme konusu taşınmaza tecavüzlü bölümün duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi, davalının temliken tescil savunmasında bulunmadığının gözetilmesi, pencerenin davacıya ne gibi bir zarar verdiği kanıtlanamadığından bu isteğin reddine karar verilmesi gerekirken çelişkili raporlardan birine itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığına işaret edilerek bozma kararı verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, 396 ve 397 nolu parseller üzerine inşaa edilmiş olan 2 katlı betonarme yapının 399 nolu parsele, fen bilirkişilerinin raporunda belirtilen kırmızı renkle taralı 8,65 m²’lik kısım ile (A) harfi ile gösterilen alanda bulunan 3 adet 40 cm uzunluğundaki yağmur tahliye boruları ile davalının yaptığı müdahalenin menine ve 40 cm uzunluğunda olan 3 adet yağmur tahliye borusunun kal’ine, davacının pencerelere ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiştir.
Somut olayda, Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen reddedilen bölüm üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşılmaktadır. Davacının pencerelere yönelik talebi reddedildiğine göre, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.