YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5693
KARAR NO : 2020/3450
KARAR TARİHİ : 15.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı … vekili ile davalılar …, …, … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, 26 ada 29 parselde kayıtlı bulunan taşınmazın, evvelinde kendisi ve davalılardan … ve …’nin murisine ait iken, diğer davalıların murisi … ile düzenleme şeklindeki satış vaadi ve daire karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, sözleşme gereği taraflara düşen taşınmazları, taşınmazda oturan …, … ve diğer davalıların murisi …’in kiraya vermek suretiyle kullandıklarını, kendisi taşınmazın dışında oturduğu için hiç bir gelir elde edemediğini, gelir elde edemediğine ilişkin noterden ihtar yaptığını, hiç bir cevap alamadığını, taşınmazda kat mülkiyeti kurulması için Boyabat Sulh Hukuk Mahkemesine dava açtığını, bu dava sonucu taşınmazda kat mülkiyeti kurulduğunu belirterek, 8.000 TL ecrimisilin tahsilini talep etmiş ve 30.5.2013 havale tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 24.068,9 TL arttırarak toplam 32.068,90 TL yapmıştır.
Davalılar …, …, … vekili, vekil edenlerinin dava konusu taşınmazları kullanmadığını, kiraya vermediğini, bina yapıldığında halihazırda içinde bulunanlara satıldığını ve bugüne kadar da böyle kullanılageldiğini, herhangi bir semere elde edilmesinin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … ve … cevap dilekçesi vermemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 1-2-4-16-17 nolu bağımsız bölümler yönünden 5.089,00 TL alacağın dava tarihi olan 09.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar …, … ve …’ten; 5-7-10-11-14 nolu bağımsız bölümler yönünden 17.786,50 TL alacağın dava tarihi olan 09.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … ve …’den alınarak davacı …’e verilmesine karar verilmiş olup; hüküm, davalı … vekili ve davalılar …, …, … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu davalının paydaş olduğu taşınmazlardan; 1,2,4,16,17 nolu bağımsız bölümlerde davacının davalılar …, …, … ile; 5,7,10,11,14 nolu bağımsız bölümlerde davacının davalılar … ve Mahmut ile değişen oranlarda paydaş olduğu kat mülkiyetinin mahkeme kararı ile 22.04.2009 tarihinde kurulduğu anlaşılmıştır.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı … vekili ve davalılar …, …, … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2. Öncelikle belirtmek gerekir ki; nüfus kayıtlarına göre davalı …’nin 17.03.2012 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Mahkemece davalı …’nin mirasçılık belgesi getirtilip davaya dahil edilmesi gereken mirasçısı olup olmadığı belirlenmeden ölü kişi aleyhine hüküm kurulması doğru değildir.
Yargıtay ve Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre; arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira paraları araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilerek resen emsal araştırılmalı, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelince; Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki; ecrimisilin ancak ecrimisile konu şeyi kullanandan istenebilen bir tazminat olduğu, kullananın hissedar olmasının gerekmediği halde, Mahkemece talep konusu edilen her bir bağımsız bölümün hükme bağlanan 5 yıllık dönem içinde davalılardan hangilerinin ne şekilde kullanımında olduğu, hangilerince hangi tarihlerde kiraya verildiği tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmeden sonuca gidilmesi doğru değildir. Mahkemece, az yukarıda belirtilen ilke ve usullere göre her bir davalının kullanım durumu, kullanım süresine göre sorumlu olduğu miktar ve her bir davalının sorumlu olduğu yargılama gideri ayrı ayrı belirlenerek hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmiş olması isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı … vekilinin ve davalılar …, …, … vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 15.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.