Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5745 E. 2020/5604 K. 30.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5745
KARAR NO : 2020/5604
KARAR TARİHİ : 30.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi ve Yıkım

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin.. İli,…İlçesi, …Köyünde bulunan 101 ada 13 parsel sayılı tarlanın sahibi olduğunu, komşu 101 ada 7 parsel sahibi davalının taşınmazına yaptırmış olduğu binasının müvekkilinin parseline tretuvar betonu ve saçak tecavüzü bulunduğunu, bu nedenle elatmanın önlenmesine ve haksız yapıların kaline karar verilmesini talep etmiş, 20/10/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile el atmanın önlenmesi ve kal taleplerine yönelik dava sebeplerini, davacıya ait 101 ada 13 parsel sayılı taşınmaza, davalıya ait 101 ada 7 parsel sayılı taşınmazdan kapı açmak, saçak uzatmak, yağmur suyu borusu yapmak ve akıntısını müvekkile ait parsele vermek ve pencere açmak şeklinde değiştirerek davasını kısmen ıslah etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi vermemiştir.
Mahkemece; bilirkişi raporu doğrultusunda; 101 ada 7 nolu parsel maliki …’nun taşınmazı üzerindeki binada iki adet yağmur suyu borusu bulunduğu, bahse konu bu su borularından akan yağmur sularının davacıya ait parsele aktığı, ayrıca davalının kendi parselinden davalıya ait parsele açılan bir demir kapının bulunduğu, davalının yağmur suyu borularından akan suları davacıya ait parsele akıtmak ve davalının davacıya ait parsele geçmek için kendi parselindeki duvara kapı açtığı belirtilerek, söz konusu yağmur sularının davalıya ait bahçeye akacak şekilde yeniden tesis edilmesi ve açılan kapının kapatılmasına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.
Yargılama aşamasında taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Kural olarak; ıslah işlemi harca tabi bir işlem olup, ıslah edilen husus, değer artırımı ise nispi tarifeye göre, değilse maktu harç yatırılmalıdır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Somut olayda; davacı vekili dava dilekçesinde elatmanın önlenmesi ve kal talepleri bakımından dava sebeplerini beton ve saçak tecavüzü olarak ileri sürmüşken, yargılama sürerken davasını kısmen ıslah ederek dava sebeplerini genişletmiştir. Ancak yukarıda belirtmiş olduğumuz üzere maktu harca tabi olan söz konusu işlem için herhangi bir başvuru harcı yatırılmamıştır.
Hal böyleyken; ıslah başvuru harcı tamamlatılmadan ıslah işlemi doğrultusunda değerlendirme yapılarak karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece yapılması gereken; davacıya harcı yatırması için usulüne uygun olarak süre tanınması, harcın yatırılması durumunda ıslah talebi değerlendirilmeli, harcın yatırılmaması durumunda ise ıslah talebi yapılmamış sayılarak o yönden olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan mahkeme tarafından kurulan hükümde; davacı ve davalıya ait parsellerin yanlış yazıldığı görülmüş, ancak bu husus maddi hata olarak değerlendirildiğinden ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.