YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5863
KARAR NO : 2020/6675
KARAR TARİHİ : 02.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Eski Hale Getirme, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, kısmen karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Dava dilekçesinde, tamamı davacıya ait 257 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazlara, davalı şirketçe şantiye alanı olarak kullanılmak suretiyle müdahalede bulunulduğu açıklanarak, haksız elatmanın önlenmesine, taşınmazın eski hale getirilmesine, şubat 2014 ile dava tarihi arası dönem için şimdilik 8.000,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline hükmedilmesi istenmiştir. Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece elatmanın önlenmesi talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile 179.95 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline, eski hale getirme talebinin reddi ile davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmiş, davacı vekili temyize gelmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, dava dilekçesinde davacıya ait taşınmazların davalı tarafından aynı bölgedeki otel inşaatının şantiye alanı olarak kullanıldığının iddia edildiği, Mahkemece icra edilen 20.02.2015 tarihli keşif sonrasında düzenlenen 23.02.2015 tarihli fen ve 01.04.2015 tarihli inşaat bilirkişi raporlarında, davacıya ait taşınmazlara beton santralinin kurulduğu ve taşınmazların tamamının şantiye alanı olarak kullanıldığının bildirildiği, davacı vekilince 15.10.2015 tarihinde tespit edilen dava değeri üzerinden eksik harcın ikmal edildiği, davalı vekilince 16.10.2015 tarihli dilekçe ile davacıya ait taşınmazdan beton santralinin 28.08.2015 tarihinde kaldırıldığının ve taşınmazın eski hale getirildiğinin bildirilmesi üzerine Mahkemece 17.12.2015 tarihinde yeniden keşif yapıldığı, 25.02.2016 tarihli fen raporunda, taşınmazın yüzeyleri arasında kot farkının bulunduğunun bildirildiği, 02.03.2016 tarihli inşaat, mülk ve ziraat bilirkişilerce düzenlenen raporda taşınmazın temizlenmiş olduğu, taşınmazın yüzeyleri arasındaki eğimin bölgedeki diğer parseller ile benzer olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, Mahkemece icra edilen 20.02.2015 tarihli keşif tarihinde mevcut olan haksız işgal, bizzat davalı vekili beyanına göre 28.08.2015 tarihinde sonlandırıldığına, 17.12.2015 tarihli keşif sonrası aldırılan raporlarda davacıya ait taşınmazların temizlenerek doğal eğimine getirildiğinin bildirildiği anlaşıldığına göre; Mahkemece eski hale getirme talebi yönünden de karar verilmesine yer olmadığına ve davacı lehine yargılama giderine hükmedilmesi gerekirken, talebin reddi ile davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte yazılı nedenle reddine, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.