Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/6289 E. 2018/18481 K. 12.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6289
KARAR NO : 2018/18481
KARAR TARİHİ : 12.11.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne, kal isteminin reddine, temliken tescil isteminin kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, 1266 ada 2 ve 9 parselin vekil edenine ait olup taşınmazdaki iki evden birini davalı …’nın haricen satın alıp kullandığını, diğerinde ise davalı …’nun hak iddia ettiğini,davaya konu binaların yıkılmaya yüz tutmuş değeri olmayan yapılar olduğunu belirterek davalıların vekil edenine ait taşınmazlara müdahalesinin menini ve üzerindeki yapıların kalini,yapıların kali fahiş görülürse bedel mukabilinde veya bedelsiz yapıların vekil edenine verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili; taşınmazdaki evin vekil edeni murisi …’ya ait olduğunu, Kadriye’nin önceki zilyetlerin iyiniyetini devam ettirip ev yaptığını, davacının taşınmazına tecavüz edilme kastının olmadığını belirterek davanın reddini, aksi halde dava konusu ev iyiniyetle yapıldığından ve değeri arsa değerinden fazla olduğundan temliken tescil taleplerinin olduğunu belirtmiştir. Davalı … vekili ise, vekil edeninin 1994 yılından beri dava konusu taşınmaza iyiniyetle zilyet olup vekil edeninin taşınmazı babası …’dan, babasının da … mirasçısı …’den satın aldığını, kal kararının aşırı zarar doğuracak olması dikkate alınarak mahkemece tespit edilecek bedel karşılığı arsanın davalı adına tescilini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davacı tarafından, 1266 ada 9 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde taşınmazdaki evin …’ya ait olduğu belirtildiğinden … mirasçıları Ayten ve …’ya karşı açılan müdahalenin meni istemli davanın birleştirilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece verilen ilk kararda 1266 ada 9 parselde bulunan yapının yıkılması nedeniyle davalı … ile birleşen dosya davalıları yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı …’nın temliken tescil talebinin reddine, davacının davalı … yönünden meni müdahale talebinin kabulü ile müdahalesinin menine, kal talebinin reddine, 11.207,00 TL tazminatın mahkeme veznesine depo edildiğinde 1266 ada 2 nolu parseldeki binanın davacıya temlikine karar verilmesi üzerine; hükmün, davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyizi üzerine; 1.Hukuk Dairesinin 2013/10068 Karar sayılı ilamı ile “…Kadastro Yasasının 19. maddesi uyarınca muhtesat sahibi lehine konulan şerhin lehtarına sadece kişisel hak sağlayacağı ve davalıların dava açılmasına sebebiyet verdikleri gözetilerek, kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru değildir. ….muhdesat şerhi lehtarına sadece kişisel hak sağladığından ve davada yıkım da istenildiğinden miras bırakan …’ün tüm mirasçılarının davada yer alması zorunludur….Davacının mülkiyet hakkı karşısında, davalının harici satış bedelinden kaynaklanan kişisel hakkına da üstünlük tanınamaz” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrası mahkemece bozmaya uyularak… mirasçıları davaya dahil edilmiş ve mahkemece bu kez; davacının davalı … ile davalılar .B…,… ‘ya yönelik davasının ve davalı …’nun temliken tescil talebinin konusuz kalması sebebi ile 1266 ada 9 nolu parsel yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına,davalı …’nın temliken tescil talebinin reddine, Davacının davalı … Cingöz mirasçıları yönünden men’i müdahale talebinin kabulü ile davalıların müdahalesinin menine, kal talebinin reddine, 11.207,00 TL tazminatın depo edildiğinde 1266 ada 2 nolu parsel üzerindeki binanın davacıya temlikine, davacı tarafça 11.207,00 TL tazminatın mahkememiz veznesine depo edilmesi halinde davalılar … mirasçılarına veraset ilamındaki payları oranında ödenmesine, karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili ve davalı … vekili tarafın temyiz edilmiştir.
Mahkemece verilen kısa kararda ise; gerekçeli kararın 3 numaralı bendinden farklı olarak “Davacının davalı … yönünden men’i müdahale talebinin kabulü ile davalının müdahalesinin menine, kal’i talebinin reddine, 11.207,00 TL tazminatın mahkememiz veznesine depo edildiğinde 1266 ada 2 nolu parsel üzerindeki binanın davacıya temlikine” şeklinde hüküm kurulmuş ve kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmuştur.
T.C. Anayasası’nın 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Buna göre, yargılama açık olarak yapılacak ve HMK’nin 297/2. maddesi hükmü gereğince de yargılama sonunda verilen kararda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilir. Aynı Kanun’un 298/2. maddesi hükmü ise, sonradan yazılacak gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı amirdir. Bu nedenle mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiş olup, mahkemece yapılacak iş; önceki karar ile bağlı olmaksızın çelişki giderilmek suretiyle yeni bir karar vermekten ibarettir.
Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki, mahkemelere ve yargıya olan güveni sarsacağı gibi infazda duraksamaya yol açacağı da açıktır. Hükümlerin kurulmasında esas olan kısa karar olup, gerekçeli karar da buna uygun olmalıdır. Hüküm, bu nedenle kanuna, tarih ve numarası anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’na aykırı olarak tesis edilmiştir.

SONUÇ: Taraf vekillerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulüyle, yerel mahkeme hükmünün, kısa karar gerekçeli karar çelişkisi nedeniyle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 12.11.2018 tarihinde karar oybirliğiyle karar verildi.