YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6332
KARAR NO : 2020/7222
KARAR TARİHİ : 16.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili ve davalı … ve müşterekleri vekili taraflarından katılma yolu ile temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, vekil edenlerine ait 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlara geçerli bir sebebe dayanmaksızın davalıların bina yapmak ve ağaç dikmek suretiyle müdahalede bulunduğunu açıklayarak, elatmanın önlenmesi ile ecrimisile hükmedilmesini istemiş, bilahare 3 parsel yönünden dava atiye terk edilmiştir. Davalı … vd vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalı … yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden elatmanın önlenmesi talebinin kabulüne, ecrimisil isteminin reddine dair verilen karar davacı vekili ile davalı … vd vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına yönelik olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 120/1. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, elatılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil ve eski hale getirme bedelleri toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (04.03.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın toplam 5.000,00 TL üzerinden harçlandırılarak açıldığı, davacı vekilince ön inceleme duruşmasında talebin, elatmanın önlenmesi istemi için şimdilik 4.000,00 TL, ecrimisil istemi için şimdilik 1.000,00 TL olarak açıklandığı, yargılama sırasında elatmanın önlenmesi talebi yönünden dava değerine esas olacak şekilde, davaya konu 4 ve 5 parselin arsa değerinin tespit ettirilmediği ve bu yönden harç ikmalinin yaptırılmadığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun (temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde, yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Hal böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen elatmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak davaya konu 4 ve 5 parselin keşfen saptanacak arsa değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüne, sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 16.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.