Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/6391 E. 2020/6882 K. 05.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6391
KARAR NO : 2020/6882
KARAR TARİHİ : 05.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan … arasındaki evlilik birliğinin Bursa 1. Aile Mahkemesinin 08.10.2009 tarihli ve 2007/55 Esas, 2009/950 Karar sayılı kararı ile sona erdiğini, anılan boşanma ilamının 06.11.2009 tarihinde kesinleştiğini, boşanma davasının kesinleşmesi ile birlikte müvekkili adına kayıtlı bulunan dava konusu konutun aile konutu olma özelliğinin ortadan kalktığını, buna rağmen davalılardan …’nun 06.11.2009 tarihinden 01.07.2012 tarihine kadar dava konusu konutu bizzat kullandığını, 01.07.2012 tarihinde ise diğer davalı …’a kiraya verdiğini öne sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 06.11.2009 tarihinden dava tarihine kadar olan dönem için şimdilik 1.000,00 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20.05.2016 tarihli dilekçesi ile davalılardan … yönünden talebini 14.170,00 TL, diğer davalı yönünden ise 21.222,50 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı … vekili, talebin zamanaşıma uğradığını, tarafların boşanma sürecinde düzenlenen protokolde, edinilen konutun davalı …’ya bırakılması konusunda anlaşmaya varıldığını, ancak davacının adına 05.09.2006 tarihli protokol gereğince kararlaştırılan tapu tescil işlemlerini gerçekleştirmediğini, davalı …’nun katkısıyla edinilen, tapuda davacı … adına kayıtlı taşınmazda, davalının kullanma hakkının olduğunu, 15.09.2006 tarihinde, dava konusu taşınmazın tapu kaydına konulan aile konutu şerhinin katkı payı davasının kesinleşmesinden sonra, 04.11.2014 tarihine kadar devam ettiğini, 05.09.2006 tarihli protokolde, davalı adına bırakılması kararlaştırılan, edinilmiş ortak konuta ilişkin katkı payı ve tapu iptali tescil istekli dava sonucunda Bursa 1. Aile Mahkemesi Esas, 2012/687 (2008/248), Karar 213/32 sayılı dava sonunda verilen kararın 09.09.2014 tarihinde kesinleştiğini, kararın kesinleşme tarihine kadar, davalının konuttan yararlanma hakkının olduğunu, davalının çocuklarının artan eğitim giderlerini karşılayabilmek amacıyla, kendisine bırakılan taşınmazdan, annesinin yanına taşındığını, davacının, bu duruma onay verdiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı … ise, dava konusu taşınmazda, 01.07.2012 tarihinden beri, diğer davalı … ile yaptıkları kira sözleşmesine istinaden oturduğunu, bütün kira bedellerini davalı …’ya defaten ve nakten ödediğini, kira sözleşmesi imzalanırken davacı ile diğer davalı … arasındaki hukuki ilişkiyi bilmediğini, davacının kendisine şifahen taşınmazın mülkiyetinin kendisine ait olduğunu, davalı eski eşi ile hiç bir hukuki bağlarının olmadığını bildirdiğini, bu hususlara ilişkin olarak davacının ayrıca kendisine ihtarname keşide ettiğini, bunun üzerine davacı ile 07.12.2014 tarihli yeni bir kira sözleşmesi imzaladıklarını, kira sözleşmesini takiben de tüm aylık ödemeleri banka kanalı ile davacıya ödediğini, kendisinden ecrimisil talep edilmesinin iyiniyet ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu öne sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın boşanma ilamı kesinleştikten sonra davalı … tarafından kullanıldığı, yine kiraların davacıya ödenmeye başlandığı döneme kadar davacının taşınmazdan istifade edemediği, bunun yanında davalının her ne kadar taşınmazın çocukların eğitimi için kiraya verildiğini ve davacının rızası olduğuna yönelik beyanları mevcut ise de davacının bu yönde bir kabulünün olmadığı, bu durumda davalı … tarafından ödenen kira bedellerinden davacının kendi hissesine tekabül eden kısmından mahrum kaldığı gerekçesi ile davanın kabulü ile, 14.170,00 TL ecrimisil bedelinin davalı …’dan, 21.222,50 TL ecrimisil bedelinin ise davalı …’tan tahsiline karar verilmiş, karar davalı … vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ecrimisil istemine ilişkindir.
1-Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere; ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmazın, 1946 ada 1 parsel sayılı kargir apartman niteliğindeki ana taşınmaz üzerinde yer alan mesken niteliğindeki 7 numaralı bağımsız bölüm olduğu, anılan bağımsız bölümün 10.06.2003 tarihinde satış nedeni ile davacı adına tescil edildiği, davacı ile davalı … arasındaki evlilik birliğinin Bursa 1. Aile Mahkemesinin 08.10.2009 tarihli, 2007/55 Esas-2009/950 Karar sayılı kararı ile sona erdiğini, anılan boşanma ilamının 06.11.2009 tarihinde kesinleştiği, taraflarca boşanma sürecinde düzenlenen 05.09.2006 tarihli protokol ile dava konusu meskenin davacı tarafından davalıya tapuda devir edileceği, bunun karşılığında davalının başkaca maddi/manevi tazminat nafaka istemeyeceğinin kararlaştırıldığı, boşanma davasının 25.07.2007 tarihinde davalı … tarafından davacı aleyhine açıldığı, dava dilekçesinde aynı zamanda dava konusu taşınmaz yönünden de tapu iptali ve tescil talebinde bulunulduğu, Mahkemece 20.02.2008 tarihinde taşınmaza ilişkin talebin boşanma talepli dosyadan tefrikine karar verildiği, boşanma yönünden verilen karar 06.11.2009 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği, tefrikine karar verilen dosyada ise 20.02.2008 tarihinde talebin alacak olarak ıslah edildiği, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek 09.09.2014 tarihinde kesinleştiği, dinlenen davalı tanığı beyanına göre davacının bu süreçte eski eşi ve çocuklarının dava konusu taşınmazda oturmalarına karşı çıkmadığı, 25.11.2014 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile bu durumun son bulduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacının boşanma ilamının kesinleştiği tarihten itibaren ihtarname gönderene kadar davalının kullanımına ses çıkarmadığı düşünüldüğünde, bu kullanıma muvafakat gösterdiğinin ve muvafakatını ihtarname ile sona erdirdiğinin kabulünde zorunluluk vardır.Buna göre, davalı taraf ihtarnameden önceki dönem için fuzuli şagil olarak nitelendirilemez.
O halde, Mahkemece yukarıdaki açıklamalalar kapsamında davalı …’nun ihtarnamenin tebliğ tarihinden önceki 06.11.2009- 01.07.2012 tarihleri arasına ilişkin hesaplanan ecrimisil bedelinden sorumlu tutulması doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2.Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, davalının dava konusu taşınmazda 01.07.2012 tarihinde diğer davalı … ile yaptıkları kira sözleşmesine istinaden oturduğu,davacının davalı aleyhine Noter marifeti ile tanzim ettiği 21.11.2014 tarihli ihtarname ile,davalının kiracı olarak meskende oturduğunun tespit edildiği, 06.11.2009 tarihinde evlilik birliği sona erdiğinden kira bedellerinin eski eşe ödenmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğu açıklanarak ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren doğacak kira bedellerinin belirtilen banka hesap numarasına ödenmesi, aksi takdirde ödenmeyen kira bedelleri ile ilgili olarak hukuki işlem başlatılacağının ihtar edildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, Mahkemece yukarıda zikredilen ihtarname ile davalılar arasındaki kira ilişkisinin davacı tarafça kabul edildiği, davalının haksız şagil sayılamacağı nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğur görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … ve davalı … … vekilllerinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.