Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/6465 E. 2020/6822 K. 05.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6465
KARAR NO : 2020/6822
KARAR TARİHİ : 05.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacılar vekili dava dilekçesinde, davacıların 107 parsel hissedarı olduklarını, davalının ise 106 parsel malikinin mirasçısı olduğunu, davalının davacının taşınmazına 7983,02 m2 haksız müdahalesi olduğunun tespit edildiğini, ihtar da çekildiği halde sonuç alınmadığını, davalının müdahalesinin men’ini, taşınmazdan tahliyesini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla her bir davacı için 2500 er TL’den toplam 10000 TL ecrimisilin yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacılar vekili ilk olarak 17.08.2015 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ağaçların sökülmesinden bahsetmiştir. 05.11.2015 tarihli 3. celsede ağaçların levazım bedelini, sökülme ve enkaz kaldırma bedelini ödemek istemediklerini, davalının istiyorsa kendisinin ağaçları kaldırmasını ve taşınmazı tarla olarak teslim etmesini, 30.12.2015 tarihli 4. celsede ise davanın kabulü ile taşınmazdaki ağaçların levazım bedelini ödemek istemediklerini, davalı üzerinde bırakılmasını ve ağaçların kal’ini talep etmiştir.
Davalı vekili süresinde verdiği cevap dilekçesinde; her iki tapu maliklerinin tamamının davada taraf olması gerektiğini, ağaçlarla belirlenen sınır içinde kalan kısma limon ağaçlarının dikildiğini,kendinin zannederek kullandığından davalının iyiniyetli olduğunu, TMK’nin 724. maddesi gereği uygun bedelle taşınmazın davalıya verilmesini, aksi halde ağaçların sökülmesinin fahiş zarar doğuracağını, bu durumda ise davalı yararına hapis hakkı tanınmak suretiyle elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerektiğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davacılara ait taşınmaz ile davalının murisi adına kayıtlı taşınmazın bitişik olduğu, her iki taşınmazın çevresinin tel ile çevrildiği, davacıların taşınmazında zeytin ağaçları, davalının kullandığı taşınmazda limon ağaçlarının olduğu ve yıllardır aynı şekilde kullanıldığı, daha sonra yapılan ölçümlerden sonra davacılara ait 107 parselin 7,938 m2’lik kısmına davalı tarafından limon ağacı dikildiği, limonların değerinin 85.000,00 TL edeceği ve davalının limon ağaçlarının taşınmasını istemediği ve bedeli ödeninceye kadar hapis hakkını kullanmak istediği, dinlenen tanık beyanlarına göre de davalının iyi niyetli olduğu ve kendi taşınmazı olduğuna inanarak limon ağaçlarını ektiği, limon ağaçları en verimli çağında olduğundan taşınmasının uygun olmayacağı ve davalının ağaç bedeli kendisine ödeninceye kadar hapis hakkını kullanmasının uygun olacağı gerekçesiyle davacının men’i müdahale talebinin kabulü ile; 107 parsele davalının dosya içerisinde bulunan fen memuru …’ün krokili raporunda A harfi ile gösterilen 7.938 m2’lik alana yapmış olduğu müdahalenin ağaç bedeli olan 85.000,00.TL ödeninceye kadar hapis hakkı tanınmak suretiyle müdahalesinin men’ine,davacının kal ve ecrimisil taleplerinin davalı kötü niyetli olmadığından reddine karar verilmiştir. Hüküm davacılar vekili tarafında süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu taşınmazın davacılar adına tapuda kayıtlı olduğu, davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı bulunmadığı halde dava konusu taşınmazın 7938 m2’lik kısmını ağaç dikmek suretiyle kullandığı tespit edilmiştir. Mahkemece tanık beyanlarından yola çıkarak davalının iyiniyetli olduğu ve kendi taşınmazı olduğuna inanarak ağaç diktiği gerekçesi yerinde olmayıp çaplı taşınmaza yapılan müdahalenin m2 bazında miktarı da göz önüne alındığında davalının kötüniyetli olduğunun kabulü gerektiğinden hapis hakkı tanınmak suretiyle elatmanın önlenmesine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3. Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu Gıda Tarım ve Hayvancılık il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Somut olaya gelince ; dava konusu taşınmaz tapuda çiftlik vasfında olup buna göre ürün gelir yöntemine göre hesaplama yapılması gerekmektedir. Mahkemece her ne kadar bilirkişi raporu aldırıldıysa da davacıların ecrimisil talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Davanın mülkiyete ve kayda dayalı ecrimisil talebine ilişkin olduğuna ve davalı hakkı olmayan yere tecavüz ettiğine göre verilen ret kararı doğru görülmemiştir. O halde; mahkemece yukarıda belirtilen esaslar dikkate alınmak suretiyle ecrimisil hesabı yaptırılıp bu hesaba göre ecrimisile hükmedilmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda 2. ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacılar vekilinin, sair temyiz itirazlarının yukarıda 1.bentte açıklanan sebeplerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.