YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6529
KARAR NO : 2020/6434
KARAR TARİHİ : 20.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edenine ait 2031 ve 2032 parsel sayılı taşınmazlara davalı tarafından elektrik direkleri dikilmek suretiyle müdahalede bulunulduğu belirterek direklerin sökülerek eski hale getirilmesi talep edilmiştir.
Davalı vekili; öncelikle husumet yokluğu nedeniyle ve esastan da davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulü ile 2032 parsel sayılı taşınmazda bilirkişi raporunda D5 ve D6 olarak gösterilen koordinatlı alanda davalıca yapılan müdahalenin meni’ne ve kal’ine karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının çekişme konusu 2301 ve 2302 parsel sayılı taşınmazların kayden maliki olduğu, davalının ise çekişme konusu taşınmazlar ile ilgili kayda dayanan bir hakkı olmayıp dava dışı … ile bila tarihli tesis sözleşmesi akdettiği, davalının savunmasında enerji hattı çekme yetkisinin olmadığını, bu konuda …’ın yetkili olduğunu belirterek husumet itirazında bulunduğu, 21.04.2016 havale tarihli fen bilirkişi raporuna göre çekişme konusu 2032 parsel üzerinde D5 ve D6 ile gösterilen iki adet elektrik direğinin mevcut olduğu, davacı tarafından dava dışı …’a yapılan başvuru üzerine ilgili şirket tarafından “…. incelemeler sonucunda …’a ait 17.03.2015 tarihinde yapılan tesise ait 2 adet direk ve hat olduğu tespit edilmiştir. Fakat tesis edilen hat: 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Daire Tarım Reformu Kanuna göre tesis edilmiştir…” şeklinde beyanda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca dava konusu yerlere yönelik var ise kamulaştırma evrakları getirtilmediği gibi taşınmazların toplulaştırma işlemine tabi tutulup tutulmadığı da belirlenmemiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal isteklerine ilişkindir.
Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.
Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
Aynı şekilde, HMK’nin 124. maddesinde; davada taraf değişikliğinin karşı tarafın açık rızası ile mümkün olduğu ancak maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği düzenlemesi ve HMK’nin 59.maddesinde; “Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hallerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır.” düzenlemesi mevcuttur.
Somut olaya gelince, Mahkemece, öncelikle dava konusu yerlere yönelik kamulaştırma işleminin yapılıp yapılmadığı sorularak var ise kamulaştırma evraklarının dosya kapsamına alınması, aynı şekilde niza konusu taşınmazların toplulaştırma işlemine tabi tutulup tutulmadığı da saptandıktan sonra, mahallinde keşif icra edilerek davacıya ait taşınmazının içinden geçtiği kabul edilen elektrik direklerinin savunmada belirtildiği gibi herhangi bir projeye bağlı olarak elektrik şirketleri tarafından mı, yoksa özel olarak davalı tarafından mı döşendiğinin tereddüte mahal bırakılmayacak şekilde tespit edilmesi, bu şekilde dava dışı … ile özellikle yıkım istemine yönelik Tedaş’ın da HMK’nin 124. maddesi uyarınca taraf değişikliği veya HMK’nin 59.maddesi uyarınca davaya dahil edilmesinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi, elektrik direklerinin (infaza elverişli olacak şekilde) ölçekli ve koordinatlı fen bilirkişisi raporunda net olarak gösterilmesi ondan sonra toplanmış ve/veya toplanacak delillere göre dosya kapsamına uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 20.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.