Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/6536 E. 2020/6671 K. 02.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6536
KARAR NO : 2020/6671
KARAR TARİHİ : 02.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Kal Ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Dava dilekçesinde, davacının 1/2 hisse ile maliki olduğu 109 ada 6 parsel sayılı taşınmaza davalının taş duvar örmek ve zeytin ağacı dikmek suretiyle müdahalede bulunduğu açıklanarak, müdahalenin men’i ile muhdesatın kal’ine, haksız kullanım nedeniyle şimdilik 2.000,00 TL ecrimisile hükmedilmesi istenmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, 14.03.2016 havale tarihli bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 1.507,25 m2 olarak belirtilen ve davalı tarafından kullanılan kısma yönelik müdahalenin men’i ile sözkonusu yerdeki taş duvarın yıkılmasına, 24 adet zeytin ağacının köklenerek kaldırılmasına; dava konusu taşınmazdaki ağaçların davalı tarafından dikildiği ve davalının intifadan men edilmediği gerekçesiyle ecrimisil isteğinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinden;
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere; ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, dava konusu 6 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu mahalde 3402. Sayılı Kanun’un 22/a maddesi uyarınca 24.03.2015 kesinleşme tarihli yenileme çalışmalarının yapıldığı, 1/2 hissesi davacıya ait taşınmazda davalının çalışmaların öncesinde veya sonrasında ayni veya şahsi herhangi bir hak sahibi olmadığı, taşınmaz üzerinde bulunan 24 zeytin ağacının davalı tarafından dikildiğine yönelik taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davalının ve keşifte dinlenen tanık beyanlarından yenileme çalışmalarının kesinleşme tarihi itibariyle davalının tecavüzü öğrendiği anlaşılmıştır.
Buna göre, 3. şahıs aleyhine ecrimisile hükmedilebilmesi için intifadan men edilmesi aranmayacağından ve zeytin ağaçları davalıya ait olduğundan, Mahkemece taşınmazın tarla geliri üzerinden, münevabe usulleri de dikkate alınarak, yenileme çalışmalarının kesinleşme tarihi itibariyle ecrimisile hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru olmamıştır.
2.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinden,
Mahkemece, davanın kabulü ile müdahalenin men’ine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş ise de, davalı tarafından dikilen zeytin ağaçlarının kal’ine karar verilmiştir. Bilindiği üzere, 3573 Sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’un özellikle 23.1.2008 tarihli ve 5728 Sayılı Yasa’nın 99. maddesi hükmü ile değişik 20.maddesi hükmü çerçevesinde bir değerlendirme yapılması ve ondan sonra kal isteği hakkında karar verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilmek suretiyle zeytin ağaçlarının kal’ine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 02.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.