Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/6623 E. 2020/6924 K. 09.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6623
KARAR NO : 2020/6924
KARAR TARİHİ : 09.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların ortak murisinden kalan dava konusu taşınmazların davalı tarafından kullanıldığını belirterek, elatmanın önlenmesini ve beş yıllık ecrimisil talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde, ortak murisin ölene kadar kendi yanında kaldığını, öldükten sonra da murisin kredi borcunu arazileri işleterek ödediğini belirtmiş, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne dair verilen karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talebine ilişkindir.
Somut olayda, dava konusu taşınmazlar tarafların ortak murisi adına kayıtlı olup, taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Hükme esas alınan fen bilirkişi raporuna göre; dava konusu 27 parsel sayılı taşınmazın C harfiyle gösterilen kısmının, 31 parsel sayılı taşınmazın G harfiyle gösterilen kısmının, 33 parsel sayılı taşınmazın ise D ve F harfiyle gösterilen kısımlarının davalı tarafından kullanılmadığı belirtilmiştir. Bu durumda Mahkemece, yukarıdaki açıklamalar ışığında davacının dava konusu taşınmazlarda kullanabileceği yer olup olmadığı değerlendirilmeli, gerekirse dava konusu taşınmaz başında tanıklar yeniden dinlenerek sonuca göre karar verilmelidir.
Kabule göre de, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş lehine paya vaki elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken, davalının kullandığı yerin tamamı üzerinden elatmanın önlenmesine kararı verilmesi doğru değildir.
Ayrıca, 6100 sayılı HMK’nin 65. maddesine göre; “Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir. Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır.”. Somut olayda … …, … ve … … tarafından usulüne uygun ve harçlandırılmış müdahale dilekçesi verilmediği gibi, mahkemece müdahillik yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden adı geçen kişilerin karar başlığında gösterilerek lehine hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 09.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.