YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6814
KARAR NO : 2020/7271
KARAR TARİHİ : 16.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Kal, Kabul Edilmediği Takdirde Tazminat
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili ve ihbar olunan … Belediye Başkanlığı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin maliki olduğu 238 ada 224 parsel sayılı taşınmaza komşusu … ile müteahhit … arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince bina inşa edildiğini, binaya ilişkin devir işlemlerinin 225 numaralı parsel üzerinden yapıldığı, 224 numaralı parselin tapu kaydında boş göründüğünü, müvekkiline ait taşınmaza bina yapılmak suretiyle vaki müdahalenin men’i, söz konusu binanın yıkım masraflarının davalılara yöneltilmesi ve kal’i, taleplerin kabul edilmemesi halinde taşınmazın dava tarihindeki değerinin fazlaya ait hakları saklı tutulmak kaydı ile şimdilik 45.000 TL’nin ihtar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili; dava konusu parsel üzerindeki bağımsız bölümleri taşınmazın kat karşılığı verilmesi sebebi ile müteahhit ile anlaşarak taşınmaz sahibi olan … dan yaklaşık 11 yıl önce satın aldıklarını ve bağımsız bölümleri aralıksız kullandıklarını, davalıların kötü niyetli olmadıklarını, ortada bir kusur var ise bunun … Belediyesi ile Tapu Müdürlüğünün kusurları olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İhbar olunan … Belediyesi vekili; dava konusu yerde vekil edeninin yetkisi dahilindeki kontrol ve kriterleri uygulayarak inşaat izninin verilmiş olduğunu, dolayısıyla belediyenin dava konusu edilen taleplerin muhatabı olmadığını, husumet nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile, 224 parsele davalıların apartman yapmak suretiyle vaki tecavüzünün men’ine, tecavüzlü alan içerisinde yer alan ve apartmanın kal’ine, infazda 16.12.2013 tarihli fenni bilirkişinin raporunun dikkate alınmasına karar verilmiş, karar davalılar vekili ve ihbar olunan … Belediye Başkanlığı tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava, tapulu (çaplı) taşınmaz üzerine bina inşa edilmesi nedeniyle elatmanın önlenmesi, kal ve kabul edilmediği takdirde tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nin 313/1 maddesine göre; sulh, görülmekte olan bir davada, taraflar aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. Mahkeme dışı sulh ise, borçlar hukukunun konusu olduğundan düzenleme dışı bırakılmıştır. Madde gerekçesinde, taraflardan birinin, mahkeme dışı sulh sözleşmesi yapıldığı ve bu sözleşmeye uygun mahkemece bir karar verilmesi gerektiği yolundaki iddia ve talebinin, diğer tarafın kabulüne bağlı olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’nin 154/3-ç madesinde, beyanda bulunana okunmak ve imzası alınmak kaydıyla sulh müzakereleri sonucunun tutunağa yazılmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Kanun’un öngördüğü bu şekil sulh için geçerlilik şartıdır. Taraflar, mahkeme dışında yaptıkları sulh sözleşmesini mahkemeye vererek, buna göre davada sulh olduklarını bildirirlerse mahkemece sulh sözleşmesinin mahkemeye verildiğinin tutanağa yazılıp, sözleşme okunduktan sonra tutanağın taraflara veya vekillerine imza ettirilmesi gerekir. Bu şekilde mahkeme dışı sulh mahkeme içi sulhe dönüşür. Mahkeme, taraflar sulha göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre karar verir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delilleden, dava konusu 224 parsel sayılı taşınmazın davacı … adına kayıtlı olduğu, 225 nolu parselde ise kat mülkiyeti kurulmuş olmakla 2 nolu bağımsız bölümün davalı … …, 3 nolu bağımsız bölümün davalı …, 4 nolu bağımsız bölümün davalı …, 5 nolu bağımsız bölümün davalı … adına tapuda kayıtlı olduğu, davalıların dava konusu 224 parselde kayıttan kaynaklanan bir haklarının olmadığı, 225 nolu parsel üzerine yapılması gereken binanın 225 nolu parsel üzerine yapılmayıp 224 nolıı parselin üzerine yapıldığı, 225 nolu parselin ise zeminde boş arsa olarak bulunduğunun tespit edildiği, davanın … belediyesine, … ve …’a ihbar edildiği, Mahkemece el atmanın önlenmesine ve binanın kaline karar verilmesi üzerine davalılar vekili ve ihbar olunan … Belediye vekili tarafından kararın temyiz edildiği, davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde dava konusu taşınmaz hakkında sulh olmaları nedeni ile davanın konusuz kaldığını ve ifrazen taksim işlemlerine ilişkin belge ve yeni tapu kayıt örneklerinin temyiz dilekçesi ekinde sunduğunu belirttiği, temyiz dilekçesinin ekinde sunulan tapu kayıtlarına göre dava konusu taşınmaz olan 238 ada 224 parsel iken tevhit ve ifraz görmekle 238 ada 405 parsel olduğu, 238 ada 405 parselin, arsa vasfında, 348,95 m2, 1/4 hisse davalı …, 3/10 hisse davalı …, 3/10 hisse davalı …, dava dışı … adlarına paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olduğu, dava konusu taşınmazda davacının kayıttan kaynaklanan bir hakkının kalmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde, davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde tarafların sulh olduklarını ve çekişme konusu taşınmazın sulh sözleşmesi kapsamında mülkiyet durumunun değiştiğini ileri sürmesi sebebiyle taraflar arasında geçerli bir sulh sözleşmesinin bulunup bulunmadığının araştırılması, dava konusu taşınmaza ilişkin güncel tapu kayıtlarının getirtilmesi, geçerli bir sulh sözleşmesinin olup olmadığı değerlendirilmek ve sonucuna göre karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ; Davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazları incelenmeksizin, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 16.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.