Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/7088 E. 2020/7592 K. 25.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/7088
KARAR NO : 2020/7592
KARAR TARİHİ : 25.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, … Mah. 327 ada 35 parselde kayıtlı bulunan taşınmazın vekil edenine ait olduğunu, … Mah. 327 ada 36 parselde bulunan taşınmazın da davalının olduğunu, davalının taşınmaza sınır bulunan kısımdan vekil edenine ait taşınmazın bir kısmına hakkı olmadığı halde tecavüz ettiğini, kendisine birkaç kez söylenmesine rağmen vekil edeninin taşınmazına müdahalesini ısrarla sürdürdüğünü, davalının vekil edeninin taşınmazına yapmış olduğu müdahalenin önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, açılan davanın yerinde olmadığını, davacı tarafından tarlanın sınırlarına demir boru çakıldığını ve boruların halen çakıldıkları yerde olduğunu, davacının tarlasına bir tecavüzün söz konusu olmadığını bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Mahkemece, davalının, davacının tarlasının 116,92 m²’lik kısmını sürme eyleminin komşuluk hukukunun öngördüğü hoşgörü sınırlarını aşan bir kullanım olmadığı, komşuluk hukukuna göre haksız bir davranış olmadığı kanaati ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
TMK’nin 683 maddesinde “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü düzenlenmiş, aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir.
Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nin “komşu hakkı” başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir.

Somut olayda, yargılama esnasında davaya konu taşınmaz mahallinde yapılan keşif neticesinde alınan 07.03.2016 tarihli fen bilirkişisi raporunda davalıya ait 327 ada 36 sayılı parselin davacıya ait 327 ada 35 sayılı parsele, krokide a harfi ile gösterilen kırmızı renkle taralı kısımda 116,92 m²’lik kısmı sürülmek suretiyle kullanılarak tecavüz edildiği sabit olmakla, bu müdahalenin komşuluk hukukunun öngördüğü hoşgörü sınırları içinde mütaala edilmesi gerektiğine dair mahkemenin kabulü ve buna göre karar verilmiş olması isabetli olmamış, bu sebeple davanın kabulüne karar vermek gerekirken reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.