Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/7105 E. 2020/7354 K. 18.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/7105
KARAR NO : 2020/7354
KARAR TARİHİ : 18.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacılar vekili; müvekkillerinin …, … Mah., 3145 ada 365 parselde kayıtlı 265,64 m² lik taşınmazın 27.06.2014 tarihine kadar %50’sinin, bu tarihten sonra ise tamamının maliki olduğunu, davalı tarafın davacıların bilgisi ve rızası dışında bahse konu taşınmazda bir baz istasyonu ve kulesi inşa ettiğini belirterek haksız işgal nedeniyle taşınmazın %50 pay sahipleri olarak 10.10.2013 tarihinden itibaren dava tarihine kadar ecrimisil talep etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili şirketin dava konusu taşınmaza, %50 malik olan dava dışı … ile imzalanan kira sözleşmesi gereğince haberleşme ekipmanları tesis ettiğini, 27.06.2014 tarihinden sonra taşınmazın geriye kalan %50 hissesine de sahip olan davacıların, kira sözleşmesinin yeni tarafı haline geldiklerini, bu nedenle davaya konu uyuşmazlığın kira ilişkisinden kaynaklandığını ve görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğunu ve haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle görev şartı yokluğundan usulden reddini, aksi halde davanın esastan reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıların davaya konu taşınmazdaki eski malik …’nin hissesini aldıkları tarihten itibaren, eski malik … ile davalı arasındaki kira sözleşmesinin tarafı haline geldikleri, kira sözleşmesinin de halen devam ettiği, bu nedenle uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği belirtilerek dava görev nedeniyle usulden reddedilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerden; 29.05.2006 tarihinde davalının dava konusu taşınmaz üzerinde haberleşme tesisatı kurmak amacıyla, o tarihte ½ paylı malik olan dava dışı … ile kira sözleşmesi yaptığı, davalının taşınmazın 28,46 m2’lik kısmını baz istasyonu kurmak suretiyle kullandığı, davacıların ise o tarihte 1/8’er hisseye sahip olduğu, sözleşmenin 5.maddesinde; sözleşme süresinin 2 yıl olacağı, sözleşmenin yenilenmeyeceği, kiracı tarafından 2 yıllık dönemin sona ermesinden 3 ay önce kiralayana ihbar edilmeyecek olursa, sözleşmenin aynı şartlar ve süre ile uzamış sayılacağı hükmünün yer aldığı, davacıların 10.10.2013’ten önceki dönemler için davalıdan ecrimisil istediği ve bu yönde açılan davaların kabul edilerek kesinleştiği, 27.06.2014 tarihinde davacıların 1/2 hisseyi de satın alarak dava konusu taşınmaz üzerinde 1/4’er olarak tam malik oldukları anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re’sen göz önünde tutulması gereken bir usul kuralıdır. HMK’nin 2/I. maddesinde “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir” hükmü yer almakta iken, aynı Kanunun 4/I-a maddesinde ise, kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilâmsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalara, konuları ve değerlerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemelerinde bakılacağı hükmüne yer verilmiştir.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Öte yandan; TMK’nin 691/1 maddesi ile 06.05.1955 tarihli ve 12/18 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere, pay ve paydaş çoğunluğu sağlanmadan yapılan kira sözleşmelerinin diğer paydaşları bağlamayacağı açıktır.
Somut olayda; her ne kadar Mahkemece davacıların dava konusu taşınmazın kendileri dışında kalan 1/2 hissesini 27.06.2014 tarihinde satın almaları nedeniyle eski malik … ile davalı arasındaki kira sözleşmesinin Türk Borçlar Kanunu’nun 310/1 maddesi uyarınca tarafı haline geleceği ve aradaki uyuşmazlığın niteliğinin kira olacağı değerlendirilmiş ise de; açılan davada, davacıların taşınmazdaki yüzde 50’lik(1/8’er) hisseleri için talepte bulundukları, önceki malik Alaattin ile davalı arasında yapılan kira sözleşmesine de rızaları bulunmadığı, talep edilen dönem başlangıç tarihinde taşınmazın tamamına malik olmadıkları, ayrıca TBK’nin 310/1.maddesinin olayımızda uygulama alanı bulamayacağı, zira davacıların yeni malik tanımına uymadığı, zaten dava konusu taşınmaz üzerinde önceden paylı malik oldukları, böylelikle aradaki uyuşmazlığın ecrimisil olduğu gözetilerek işin esasının incelenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.