Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/7322 E. 2019/9227 K. 17.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/7322
KARAR NO : 2019/9227
KARAR TARİHİ : 17.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, vekil edeninin, 9 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalıların ise 1 parsel sayılı taşınmazın maliki olduklarını, davalıların imar uygulaması öncesinde kendi taşınmazlarına duvar çektiklerini, ancak imar uygulaması yapıldıktan sonra duvarın vekil edenine ait parselin içinde kaldığını açıklayarak, davalıların dava konusu taşınmaza vaki müdahalelerinin meni ile duvarın yıkılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, vekil edenlerinin imar uygulaması öncesinde mülk sahibi olarak yapıları yapıp ağaçlar diktiğini, davacı tarafın muhdesat bedelini ödemeden dava açtığını, bedel ödenmeden bu davanın açılamayacağını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, imar planının iptal edildiği, tarafların imar planı öncesine döneceği gerekçesi ile davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın, imar planının iptalinin, imar öncesi kayıtların ihyası sonucunu doğurmayacağı, böyle bir durumda, imar öncesi kayıtların canlandırılması için davacıya önel verilmesi gerektiği gerekçesi ile Yargıtay 1.Hukuk Dairesi’nin 5.5.2015 tarihli ve 2015/6599 Esas, 2015/6712 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, imar parseline el atmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafın 26561 ada 9 parsel sayılı taşınmazın, davalıların ise 26561 ada 1 ve 7 nolu parsellerin malikleri oldukları, dava konusu alanda yapılan imar uygulaması neticesinde, davalılar tarafından 7 parsel sayılı taşınmaz üzerine imar uygulamasından önce yapılan duvar ile ağaçların davacıya ait 9 parsel sayılı taşınmaz içinde kaldığı, Mahkemece, imar planının iptal edildiği gerekçesiyle hüküm tesis edildiği, ancak … Belediyesi … ve İstimlak Müdürlüğü tarafından dosyaya gönderilen 19.1.2016 tarihli yazıda ve yazı eki encümen kararlarında, … 2.İdare Mahkemesi’nin 29.11.2010 tarih ve 1257 sayılı kararı ile iptal edilen M.417 nolu düzenleme sahasında 18.madde uygulaması yapılması ile ilgili konunun başkanlıkça encümene havale edildiğinin, … İlçesi,… Mahallesi,…. pafta 26561 ada 1 nolu parselin bulunduğu bölgede, (M.417 nolu düzenleme sahası) 3194 sayılı imar Kanunu’nun 18.madde (2981/3290 sayılı yasa’nın ek.1.maddesi) uygulaması yapılmasına 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 16.maddesine istinaden karar verildiğinin bildirildiği, ayrıca, … Belediyesi … ve… Müdürlüğü tarafından dosyaya gönderilen 5.2.2016 tarihli yazıda; … 2.İdare Mahkemesi’nin 2009/835 Esas ve 2010/1257 Karar sayılı kararında belirtilen hüküm gereğince imar uygulaması yapılarak idare mahkemesi kararında belirtilen 10,69 m2 alanın …’in 26561 ada 12 nolu parseline eklenerek tescil edildiğinin, yapılan imar uygulamasının davacı …’in 26561 ada 9 nolu parseline bir etkisinin olmadığının belirtildiği, yazı eki teknik raporda da; uygulamada bir adet kadastro parselinin düzenleyeme girdiğinin, bir adet imar parseli oluştuğunun açıklandığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, davaya konu parselin bulunduğu alanda yapılan imar işlemleri, idare mahkemesi kararı, idare mahkemesi kararından sonra yapılan işlemler, bu işlemler sonucunda davacı ve davalılar parsellerinin önceki ve sonraki durumları, mevcut durumda davacı parseline tecavüz bulunup bulunmadığı hususlarında duraksama yaratılmıştır.
Bu durumda Mahkemece yapılması gereken …, davaya konu edilen parsellerin bulunduğu alanda yapılan imar işlemi ile … İdare Mahkemesi kararı sonrasında yapılan işlemlere ilişkin tüm kayıtların celbi ile, alanında uzman bilirkişiler vasıtası ile yapılacak inceleme neticesinde tüm kayıtlar incelenerek, gerektiğinde yeniden keşif icra edilerek, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18.maddesi ve … İdare Mahkemesi kararı da gözönünde bulundurulmak suretiyle yapılacak inceleme neticesinde oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi iken bu hususlar gözardı edilerek verilen karar isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.