YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/7532
KARAR NO : 2020/1923
KARAR TARİHİ : 27.02.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Men’i Müdahale ve Tazminat
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece; davacı … yönünden davanın açılmamış sayılmasına, asli müdahiller yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davacıların elatmanın önlenmesi taleplerinin kabulüne, tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş olup, hükmün davacılar … ve … vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkillerinin paydaşı olduğu … mah. 670 ada 57 parselden davalı şirketin çimento üretmek amacıyla toprak alarak taşınmazı tahrip ettiğini açıklayarak davalı şirketin taşınmaza yönelik elatmanın önlemesine, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla taşınmazdan alınan çimento ham maddesi kullanım bedeli olarak 40.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı … yönünden davanın açılmamış sayılmasına, asli müdahiller yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davacıların elatmanın önlenmesi taleplerinin kabulüne, tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar … ve … vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza yönelik elatmanın önlenmesi ve haksız kullanım tazminatı diğer bir anlatımla ecrimisil istemine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin tüm, davacılar … ve … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacılar … ve … vekilinin ecrimisile ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ve malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). Öte yandan; ecrimisile hükmedilebilmesi için, taşınmazdan davacı tarafın ne şekilde ekonomik gelir elde ettiği hususunun ispatı zorunlu olmadığı gibi haksız olarak kullanılan taşınmazın ekonomik tahsis amacı itibariyle gelir getirmeye özgülenmemiş olması dahi sonuca etkili değildir.
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu Tarım İl veya İlçe Müdürlüğü’nden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Somut olaya gelince, davalı şirketin, davacılar ile dava dışı kişiler arasında paylı mülkiyet üzere kayıtlı bulunan çekişme konusu 670 ada 57 parsel sayılı taşınmazdan davacıların rızası dışında toprak almak suretiyle müdahale ettiği sabit olduğuna göre mahkemece yukarıda izah edilen hususlar üzerinde durulup davalı savunması dikkate alınarak sonucuna göre taşınmazın niteliğine uygun ecrimisile karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin tüm, davacılar … ve … vekilin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacılar … ve … vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 27.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.