YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/7951
KARAR NO : 2019/10347
KARAR TARİHİ : 14.11.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, kayden maliki olduğu taşınmaza davalı idarenin tecavüzde bulunduğunu ileri sürerek dava tarihinden geriye doğru 5 yıl için ecrimisil talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 1126 parsel numaralı, tarla vasıflı taşınmazla ilgili olarak eldeki davanın tarafları arasında görülen Iğdır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/215-681 E.K. sayılı kamulaştırmasız el atma kaynaklı bedel davasında (iş bu dava 02.05.2012 tarihinde açılmış, 25.12.2012 tarihinde kabul yönünde karar verilmiş ve 19.08.2013 tarihinde kesinleşmiştir) dava konusu taşınmazın kanal vasfı ile davalı … adına kaydına karar verildiği sabittir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.09.2019 tarihli ve 2017/1-1273 Esas, 2019/911 Karar sayılı kararında da ortaya koyulduğu üzere kamulaştırmasız el atma hâlinde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararı doğrultusunda taşınmaz sahibinin açtığı davalarda, malikin idarece yaratılan fiili duruma açtığı dava tarihi itibariyle onay verdiği ve bedeli karşılığında mülkiyet hakkını idareye devretme iradesini ortaya koyduğu için idarenin taşınmaza el atması açılan bu dava tarihine kadar haksız eylem niteliğinde (HGK’nin 12.03.2008 tarihli ve 2008/5-243 E., 2008/246 K.) kabul edilmekte olup eldeki davada taşınmaz mal sahibince açılan bu nitelikte bir dava bulunduğu ve dolayısıyla verilen bir onayın söz konusu olduğu açıktır.
Mahkemece, davacı talebi de gözetilerek ve bahsi geçen kamulaştırmasız el atma kaynaklı bedel davasının dava tarihi baz alınarak ecrimisile hükmedilmesi gerekmekteyken yanılgılı değerlendirmeyle dava tarihinden geriye doğru beş yıllık dönem için ecrimisile hükmedilmesi doğru değildir.
2. Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Somut olayda yukarıda açıklanan kriterlere göre araştırma ve inceleme yapılması yerine bilirkişi raporunda taraflar arasında görülen ve yukarıda bahsi geçen kamulaştırmasız el atmadan kaynaklı bedel davasındaki 2011 yılı rakamları baz alınarak, bir yıllık ürün net geliri beş yıla dönüştürülerek, bin metrekare tarım arazisinin bir yıllık toplam getirisinin bulunup, beş yıllık üretim değerinin hesaplanıp, bu değer ve taşınmazın büyüklüğü üzerinden hesaplama yapılması da doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, 6200 sayılı Yasa’nın 49. maddesi uyarınca davalı tarafın yargılama harçlarından muaf olduğu gözetilmeksizin hüküm fıkrasının 4 no’lu bendinde davalı yanın harçtan sorumlu tutulması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1-2) no’lu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.