YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/8259
KARAR NO : 2019/6774
KARAR TARİHİ : 02.07.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, asıl ve birleşen davalarında; maliki oldukları 34 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalılara kiraya verildiğini ancak davalıların aynı ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazları da otelin devamı olarak kullanarak işgal ettiklerini ileri sürerek ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, taşınmazların başkaları tarafından işgalini engellemek amacıyla kısa bir dönem masa sandalye konulması suretiyle kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince “… davaya konu 34 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının getirtilip davacı kurumun malik olup olmadığının denetlenmediği, ecrimisil hesabı yönünden yargılama süresince iki ayrı bilirkişi heyetinden rapor ve ek raporlar alındığı ve raporlar arasında tespit edilen değerler yönünden çelişkiler bulunduğu görüldüğü halde bu çelişkilerin giderilmediği, bilirkişilerce resen emsal karşılaştırılması yapılmadığı, hesaplama yapılırken ÜFE artış oranlarının gösterilmediği, diğer bir söyleyişle bilirkişi raporlarının yukarıda açıklanan ilkeleri kapsayan nitelik taşımadıkları ve denetime elverişli olmadıkları, öte yandan ecrimisile konu taşınmazların bitişiğindeki davalıların kiracı olarak işlettikleri 1 nolu taşınmaza ait kira sözleşmelerinin bilirkişilerce değerlendirilmediği görülmektedir. Diğer bir hususta; mahkemece, son bilirkişi heyetinin düzenlemiş olduğu rapor hükme esas alındığı halde, neden bu raporun üstün tutulduğu da gerekçelendirilmiş değildir. Hal böyle olunca, öncelikle 34 ada 3 nolu parselin tedavüllü tapu kaydı evrak arasına alınarak ecrimisil talep edilen tarihler arasında davacı kurumun malik olup olmadığının tespit edilmesi, ondan sonra davalıların dayandıkları kira sözleşmelerini de irdeleyecek, raporlar arasındaki çelişkileri giderecek, hangi kriterlerin esas alındığını gösterecek, denetime imkan verecek ve yukarıda belirtilen kriterleri kapsayacak şekilde bilirkişilerden ek rapor alınması, çelişkilerin giderilmemesi halinde, gerekirse mahallinde konusunda uzman bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılarak emsaller ve özellikle davalılara ait 1 nolu parsele ait kira sözleşmeleri de incelenerek, bilimsel verilere uygun, denetime elverişli ve yukarıda değinilen ilkeleri kapsar şekilde bilirkişilerden rapor alınması, hangi bilirkişi raporunun üstün tutulduğu gerekçeleri ile birlikte açıklanmak suretiyle varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir … ” gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalıların haksız işgalci olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı kurum vekilince temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleştirilen davalar; ecrimisil isteğine ilişkindir.
Bilindiği üzere; bozmaya uyan mahkemenin bozma kararında belirtildiği şekilde işlem yapmak ve orada gösterilen doğrultuda hareket etmek zorunluluğu bulunmaktadır. Bu durumda bozmaya uyulmakla taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğacağından artık mahkemece bozma gereklerini yerine getirme zorunluluğu doğar.
Ne var ki; Mahkemece, bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin yerine getirildiği söylenemez.
Şöyle ki, bozma ilamında, davacı kuruma ait 34 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kira sözleşmesinin ecrimisil hesabında değerlendirilmesi, tarafların sunduğu diğer kira sözleşmelerinin irdelenerek hangi kira sözleşmesinin emsal olarak alındığının ve gerekçelerinin belirtilmesi ve bu şekilde çelişkiler giderilerek sonuca gidilmesi gerektiği belirtildiği halde hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların geçmiş dönemlerdeki kira sözleşmeleri emsal alınarak hesaplama yapıldığı, taraflarca sunulan kira sözleşmeleri değerlendirilmediği gibi 1 parsel sayılı taşınmazın kira sözleşmesinin neden emsal olarak alınmadığı da belirtilmemiştir.
Hal böyle olunca; taraflarca sunulan ve dosya içeriğine alınan emsal kira sözleşmeleri ile özellikle 1 parsel sayılı taşınmazın kira sözleşmesinin değerlendirilerek bu hususta detaylı ve denetime açık bilirkişi raporu alınması ve usuli kazanılmış hak da gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken sadece 34 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların kira sözleşmeleri emsal alınarak karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı kurum vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02/07/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.