Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/8301 E. 2020/4703 K. 08.07.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/8301
KARAR NO : 2020/4703
KARAR TARİHİ : 08.07.2020

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil, Yıkım, Tapu İptali ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, birleşen davanın kısmen kabul-kısmen reddine, daha önce kesinleşen hususlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davacı-birleşen dosya davalıları … ve … vekili, dahili davalı … ile dava dışı malik … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar-birleşen dosya davalıları, kayden maliki oldukları 209 ve 210 parsel sayılı taşınmazların bir kısmına davalı tarafından ağaç dikmek sureti ile müdahale edildiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesine, ağaçların kaldırılmasına ve ecrimisile karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı-birleşen dosya davacısı, asıl davanın reddini savunmuş, birleşen davasında, kadastro tespiti sırasında maliki olduğu 213 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün davacılara ait taşınmazlara katıldığını ileri sürerek, bu kısma ilişkin tapunun iptali ile adına tescile karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonunda, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın, taraflarca temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 04.06.2012 tarihli, 2012/3170 Esas-2012/6528 Karar sayılı kararı ile, Mahkemece yerinde yeniden keşif yapılarak gerek elatmanın önlenmesi davacılarının gerekse tapu iptal -tescil davacısının dava ettikleri yerleri keşif yerinde göstermelerinin istenmesi, ondan sonra yerel bilirkişi ve bilinemeyen sınırlar yönünden tanıklar aracılığıyla kadastro öncesi satışa konu bölümlerin dava edilen yerler içindeki konumunun tespiti ve bu arada nizalı bölümlerin kim ya da kimler tarafından ne şekilde tasarruf edildiğinin tespiti ve krokide işaretletilmesi, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı, kabule göre de; birleşen davada 810 m² için dava açılmasına, Mahkemece birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen reddedilen kısmın değeri esas alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına avukatlık ücretine hükmedilmemiş olmasının da doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; asıl davada, davacılar … ve …’un açtığı davanın reddine, davacı …’ın davasının açılmamış sayılmasına, birleştirilen davada, 209 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne, 210 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapu iptali ve tescil isteğinin ise kesin süreye uyulmaması nedeniyle reddine karar verilmiş, hükmün davacı-birleşen dosya davalıları … ve … vekili ile davalı- birleşen dava davacısı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 24.05.2016 tarihli ve 2014/16790 Esas,2016/6254 Karar sayılı kararı ile, asıl davanın reddine, karşı davanın 209 parsel sayılı taşınmaz bakımından kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik olmadığı, davacılar-birleşen dosya davalıları … ve … vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün bu yönden onanmasına, davalı-birleşen dosya davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden ise; yargılama sırasında ölen davalı … …’in mirasçılarının davaya dahil edilmesi için davalı-birleşen dosya davacısına kesin süre verilmiş ise de; savunma hakkını kullanabilmeleri bakımından, Mahkemece mirasçılara tebligat yapılmasının zorunlu olduğu, bunun için tarafa kesin süre verilmesine gerek olmadığı, kaldı ki, kesin süreye ilişkin ara kararın tesis edildiği tarih itibariyle dosyada yeterli gider avansının da bulunduğu, hâl böyle olunca; birleşen dava bakımından davalı … … mirasçılarına tebligat yapılarak işin esasının incelenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile 210 parsel sayılı taşınmaz yönünden yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesi hükmün bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, birleşen davanın kısmen kabulü ile 210 parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan fen bilirkişileri raporunda E,F, ve G harfleri ile gösterilen toplam 387,16 m2’lik kısmının tapusunun iptali ile davalı-birleşen dosya davacısı adına tesciline, daha önceden kesinleşen hususlar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiş, hüküm, davacılar-birleşen dosya davalıları … ve … vekili, dahili davalı … (… … mirasçısı) ile dava dışı malik … tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil; birleştirilen dava, tapu iptali ve tescil isteklerine ilişkindir.
1.Davacılar-birleşen dosya davalıları … ve … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dosya kapsamına, toplanan delillere ve bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılmasına usul hükümleri elvermemiş bulunmasına göre davacılar-birleşen dosya davalıları … ve … vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Dahili davalı … ve dava dışı malik …’ın birleşen davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile temyiz dilekçelerinin içeriğinden, çekişmeli 210 parsel sayılı taşınmazın yargılama sırasında vefat eden davalı … …’e aitken, temyize konu karar tarihinden önce dava dışı …’a devredildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; dava açıldıktan sonra da sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur. Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş, dava konusunun davalı tarafından devri halinde ne yapılacağı 6100 sayılı HMK’nin 125. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre ” Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı seçimlik yetki olarak: a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür ” hükmü mevcuttur. Kendiliğinden (resen) gözetilmesi zorunlu bulunan bu usul kuralına göre, Mahkemece diğer yana seçimlik hakkı hatırlatılarak davaya hangi kişi hakkında devam edeceği sorulmalı, sonucuna göre işlem yapılmalıdır
Somut olayda; Mahkemece, dava konusu taşınmazın son tapu kaydı dosya arasına alınmamış, taşınmazın satış ve devrinin gerçekleşip gerçekleşmediği gözönünde bulundurulmaksızın, yargılamaya devamla hüküm kurulmuştur.
O halde; uyuşmazlık konusu parsel dava dışı …’a satış suretiyle devredilmiş ise, tapu iptali ve tescil istemi ile açılan davada, Mahkemece, davacı yana 6100 sayılı HMK’nin 125 ve devamı maddeleri gereğince seçimlik hakkının hatırlatılması, davaya yeni malike karşı iptal ve tescil davası olarak devam edildiği takdirde, taşınmazı devralan yeni malike davalı sıfatıyla tebligat yapılıp delil gösterdiği takdirde delillerinin toplanıp, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, gerçekleşecek sonuca göre, işin esası hakkında bir hüküm verilmesi gerekir. Bu nedenlerle, açıklanan yönde işlem ve inceleme yapılmak üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle davacılar-birleşen dosya davalıları … ve … vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, dahili davalı … ve dava dışı malik …’ın birleşen davaya ilişkin temyiz itirazları yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 31,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 23,00 TL’nin davacı-birleşen dosya davalıları … ve … …’den alınmasına ve peşin harcın istek halinde dahili davalı … ile dava dışı malik …’a iadesine 08.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.