Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/8740 E. 2021/2069 K. 09.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/8740
KARAR NO : 2021/2069
KARAR TARİHİ : 09.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi- Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 1277 ada 83 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binadaki 5 numaralı bağımsız bölümü, 26.07.2011 tarihinde davalıdan satın aldığını, ancak o tarihten bu yana davalının dava konusu daireyi hiçbir hukuki gerekçeye dayanmadan işgal ettiğini belirterek, davalının haksız müdahalesinin önlenmesine ve fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 6.000,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 09.09.2015 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporu uyarınca 13.387,71 TL üzerinden bedel artırımı yapmıştır.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın devir işlemlerinin gerçek alım satıma dayalı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ilk hükümle, davanın kabulü ile, 1277 ada 83 parsel no:12 k:2’de ki bağımsız bölüme davalının müdahalesinin men’ine, 13.387,71 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 19.04.2016 tarihli ilamı ile, el atılan yerin değeri üzerinden gerekli harcın tamamlanması gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemesince yargılama harçları tamamlanarak yeniden yapılan yargılama neticesinde, davanın kabulü ile 1277 ada 83 numaralı parselde 2. kat 5 numaralı bağımsız bölüme davalının müdahalesinin men’ine, 13.387,71 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 5 numaralı bağımsız bölümün 26.07.2011 tarihli satış işlemi ile davacı adına tapuda kayıtlı olduğu, bahsi geçen bağımsız bölümün önceki malikinin ise davalı olduğu anlaşılmaktadır.
Gerek öğretide gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere; ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve 6100 sayılı HMK’nin 266. vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olayda, ecrimisil miktarının tayin ve tespiti için, Mahkemece dayanak yapılan bilirkişi raporu Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre, hüküm kurulmasına yeterli değildir. Şöyle ki, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ecrimisil bedeli belirlenirken, dava konusu taşınmaza emsal bulunamadığından Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre, aylık kirası bulunmuş, sonraki dönemler için Toptan Eşya Fiyat Endeksleri dikkate alınmak suretiyle ecrimisil tespit edilmiştir. Bu haliyle raporun hüküm kurmaya yeterli olmadığının gözetilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. Ayrıca, Mahkemece, yargılama sırasında davalıya yapılan tebligatlar hususunda tereddüt hasıl olduğundan, davalı tarafa cevap dilekçesi vermesi için kesin süre verilmiş, davalı taraf cevap dilekçesinde tanık deliline dayanarak tanık ismi bildirmiş, Mahkemece, tüm bu hususlar açıklığa kavuşturulmadan, davalının tanık dinletme talebi hakkında olumlu-olumsuz bir karar verilmeden, davacı tanıkları dinlenilerek yargılamaya son verilmiştir. O halde, Mahkemece yapılması gereken iş, davalı delilleri hakkında dosya kapsamına göre değerlendirme yapılarak olumlu-olumsuz bir karar verilmesi, yine, kazanılmış haklar gözetilerek, bilirkişilerden yukarıda belirtilen ilkeler ve olgular doğrultusunda bilimsel verilere uygun, denetime elverişli şekilde ecrimisil hesabı konusunda rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi olmalıdır. Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile yetinilerek sonuca gidilmiş olması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.03.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.