Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/9179 E. 2019/7996 K. 24.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/9179
KARAR NO : 2019/7996
KARAR TARİHİ : 24.09.2019

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 18.12.2017 tarihli ve 2015/12893 Esas, 2017/17027 Karar sayılı ilamı ile temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmişti. Davalı üçüncü kişi vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı alacaklı vekili, borçlunun adresinde haciz yapıldığını, muvazaalı olarak ve alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla borçlunun mallarının davalı üçüncü kişiye devredildiğini açıklayarak, üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili; haciz mahallindeki fide üretim tesisi ile arzın müvekkili tarafından satın alındığını, mahcuzların da satın alınan menkullerden olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı şirket tarafından dava dışı borçlu şirketin fide üretim tesisinin bulunduğu arazi ile müştemilatın ve içindeki taşınırların satın alındığı, bu durum işletmenin devri niteliğinde olup, İİK’nin 44. Maddesi gereğince bildirimde bulunulduğu yönünde bir iddia veya savunma ve ıspatın olmadığı, BK’nin 202 maddesi gereğince işletmeyi devralanın, devredenin borçlarından sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 18.12.2017 tarihli ve 2015/12893 Esas, 2017/17027 Karar sayılı ilamı ile; Mahkemece esasa ilişkin hüküm 13.04.2015 tarihinde davalı üçüncü kişi vekiline tebliğ edilmesine rağmen, 10 günlük temyiz süresi geçtikten sonra, 14.05.2015 tarihinde temyiz edilmiş olup, temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmiş, davalı üçüncü kişi vekili, tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede; gerekçeli karara ilişkin kapalı tebligatın 20.4.2015 tarihinde hazırlandığı, dosya kapsamında yer alan PTT A.Ş’nin 20.2.2018 tarihli yazısında; iş yoğunluğu nedeni ile tebligat parçası üzerine sehven 13 nisan 2015 tarihinin yazıldığı, tebligat teslim belgesindeki tarihin 13.5.2015 olduğunun belirtildiği Mahkemece esasa ilişkin hükmün 13.05.2015 tarihinde davalı üçüncü kişi vekiline tebliğ edildiği, süresi içerisinde de kararın temyiz edildiği anlaşılmakla, karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin temyiz dilekçesinin reddine ilişkin kararı kaldırılarak temyiz incelemesine geçildi.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Devredilen işletmede haciz yapılabilmesi, devrin muvaazalı olduğunun iddia ve ispat edilmesine bağlıdır. Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devri yargılama konusu yapabilir.
Ayrıca, İİK’nin 44.maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz. Anılan hükmün yalnız cezai yaptırımı vardır. (İİK 337/a mad.) Aktiflerin devredenin malvarlığından çıkmamış kabul edilmesini, yani haczedilmesini sağlayacak tek yol, muvazaanın iddia ve ispat edilmesidir.
Somut olayda, dava konusu haciz, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılmamış olup, haciz sırasında borçlu şirket ortağı-yetkilisi hazır olmadığı gibi borçlu şirkete ait herhangi bir belge bulunmamıştır. Dosya kapsamında yer alan ticaret sicil kayıtlarına göre de, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirket arasında organik bağ yoktur. Öte yandan, davalı üçüncü kişi, haciz yapılan taşınmazı ipotekli olarak ve üzerindeki tesisisler ve menkuller ile birlikte satın aldığını iddia etmiş olup, tapu kaydına göre 2.7.2014 tarihinde taşınmazın üçüncü kişi tarafından satın alındığı, dosya kapsamında yer alan … Bankası kayıtlarına göre de ipotek bedeli olarak 1.210.000 TL.nin davalı üçüncü kişi tarafından ödendiği, yine borçlu şirketin Türkiye Ekonomi Bankasına olan borcu için davalı üçüncü kişi şirket tarafından 709.293 TL borçlu adına havale yapıldığı anlaşılmakla, davacı üçüncü kişi ile borçlu arasında danışıklı işlem olduğu davalı alacaklı tarafından iddia edilmesine rağmen, muvazaa iddiası ispat edilememiştir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalı üçüncü kişi vekilinin itirazlarının kabulü ile, Dairemizin 8.12.2017 tarihli ve 2015/12893 Esas, 2017/17027 Karar sayılı temyiz dilekçesinin reddine ilişkin kararının kaldırılmasına, hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde karar düzeltmek isteyene iadesine, 24.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.