Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/9332 E. 2018/18478 K. 12.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/9332
KARAR NO : 2018/18478
KARAR TARİHİ : 12.11.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, 4 ada 2 parselin … Belediyesi adına tespit gördüğünü, davalının bu yerin atalarından kaldığını ve taksim ile kendisine düştüğünü beyan etmesi ve tespitten önce 60 yıldır kullandığı gerekçesiyle tespite itiraz ettiğini, Kadastro Mahkemesinin … Esas ve 2000/170 Karar sayılı ilamı ile parselin 13.295 m2’sinin davalı adına tesciline karar verildiğini, vekil edenin davalıya ait yerin 1000 m2’sini 10.02.1989 tarihli harici satım senedi ile davalıdan satın alıp zilyetliği devraldığını, dava konusu bu yerin öncesinde tapulu olmadığını, senetsizden tescil edildiğini, tapusuz yerin haricen satılıp devri ile mülkiyetin geçeceğini, satış sözleşmesinin geçerli olduğunu belirterek 4 ada 2 parseldeki 1000 m2 yerin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava açıldıktan sonra davalı …’ın vefatı üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiş ve dahili davalılardan …, babasının dava konusu yeri davacıya sattığını, ancak davacının 7 milyon lirayı eksik verdiğini, bu parayı verirse tapuyu devredeceğini savunmuş, diğer dahili davalılar davaya cevap vermemiş ve duruşmalara da katılmamıştır.
Mahkemece, tespitten sonra harici satım sözleşmelerine dayanılarak tapu iptali ve tescil talepleri dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tespitten sonra kesinleşmeden önce satın alma ve eklemeli zilyetlik hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dava konusu 4 ada 2 parsel, Kumluca Kadastro Mahkemesinin … Esas ve 2005/19 Karar sayılı ilamı ile; senetsizden, vergi kaydı ve muristen intikalen eklemeli zilyetliğe istinaden kesinleşen ilamla yargılama sırasında vefat eden davalı … adına tapuya tescil edilmiştir. TMK’nin 996. maddesine göre “kazandırıcı zamanaşımından yararlanma hakkına sahip olan zilyet zilyetliği devreden aynı yetkiye sahip idiyse onun zilyetlik süresini kendi süresine ekleyebilir.” Dava konusu taşınmazın davacı tarafından satın alma tarihi olan 1989 yılında TMK’nin 996. maddesine göre davalılar murisi … ile davacının satın alan olarak aynı haktan yararlanacağının düşünülmesi gerekirken, senetsizden hükmen tescil maliki olan davalılar ve murisleri adına kadastro tespitinden önce bir tapu kaydı olmadığı halde dava konusu taşınmazın tapulu olduğu görüşünden hareketle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
O halde mahkemece yapılması gereken iş, dava konusu parselin hükmen tesciline esas kadastro mahkemesinin az yukarıda belirtilen ve kesinleşen kararı ile davalılar murisi adına zilyetlikle ve kazanma koşulları oluştuğu anlaşıldığına göre; davacının satın alma yoluyla eklemeli zilyetlik olgusu ve TMK’nin 996. maddesindeki eklemeli zilyetlik hükümleri gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kesinleşmeyen tapu kaydına değer verilerek ve davalılar ve murisleri adına öncesinde tapu kaydı bulunmayan taşınmazla ilgili taşınmazın tapulu olduğu görüşünden hareketle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.