Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/962 E. 2019/7056 K. 10.07.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/962
KARAR NO : 2019/7056
KARAR TARİHİ : 10.07.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, yanlar arasında düzenlenen miras taksim sözleşmesi uyarınca dava konusu 824 parsel sayılı taşınmazın vekil edenine bırakıldığını, taksimde tam mülkiyet olarak hesaplanmasına karşın, taşınmazın 1/2 hissesinin davalı …’a ait olduğunu öğrendiklerini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın davalı … adına kayıtlı 1/2 hissesinin iptali ile vekil edeni adına tesciline, tescilin mümkün olmaması halinde 1/2 hisse değerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden taraflarının eldeki davamız tarafları ve dava dışı kişilerin olduğu … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/312 Esas, 2002/102 Karar sayılı kararı ile muris Murat …’ın 52 adet taşınmazının muris muvazaası nedeniyle tapusunun iptal edilerek davacıların veraset ilamındaki payları oranında tesciline karar verildiği, kararın 05/02/2003 tarihinde kesinleştiği; muris Murat … mirasçıları arasında … Noterliğinin 12/08/2009 tarihli ve 5985 yevmiye no’lu düzenleme şeklinde miras taksim sözleşmesi ile dava konusu 824 parsel sayılı taşınmazın davacımız Nefan Şen’e isabet ettiği, 824 parsel sayılı taşınmazda 1/2 oranında davalı …’ın ve 1/2 oranında ise dava dışı … …’ın paydaş olduğu sabittir.
Taraflar arasında görülen ve yukarıda bahsi geçen muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası 05.02.2003 tarihinde kesinleşmiş bulunmaktadır . Bahsi geçen dava türü kurucu yenilik doğurucu (inşai) nitelikte olmayıp belirleyici – tespit edici nitelikte olduğundan hükmün kesinleşmesi ile birlikte taşınmazın murise döndüğü, anılan hüküm fıkrasına göre miras payları oranında paylı mülkiyet şeklinde mirasçılar adına tesciline karar verildiği, kural olarak paylı mülkiyete tabi taşınmazların harici yapılan taksim sözleşmesinin geçerli olmadığı , dolayısıyla TMK’nin 676. maddesi uygulamasının söz konusu olmadığı, ne var ki taksim sözleşmesi ile dava dışı 53 adet taşınmazın taksim edilmiş olduğu, mirasçılar arasında paylaştırıldığı, söz konusu taksim sözleşmesine konu yapılan dava dışı taşınmazların taksim iradesi doğrultusunda intikalinin sağlanıp sağlanmadığı hususları davamızın aydınlatılması noktasında önemlidir.
Her ne kadar yukarıda belirtildiği gibi paylı mülkiyette harici taksim geçersiz ise de taksim gereği yapılarak, intikaller gerçekleştirilmiş ise artık taksimin geçersizliğini ileri sürmek Yargıtay ve Daire uygulamamıza göre, TMK’nin 2. maddesi anlamında hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir.
Yapılan açıklamalar kapsamında, 2009 tarihli taksim sözleşmesinde belirtilen dava dışı taşınmazlara ait tapu kayıtları getirtilerek taksim doğrultusunda dava dışı taşınmazların mirasçılara intikallerinin yapılıp yapılmadığının ayrıntılı olarak denetlenmesi, intikallerin taksim doğrultusunda gerçekleşmesi durumunda paylı mülkiyete tabi taşınmazın muristen intikal eden 1/2 payının paylı mülkiyet esasına tabi olduğu ileri sürülerek reddine karar verilemeyeceğinin, taksim doğrultusunda karar verilmesi gerekeceğinin; aksi durumda paylı mülkiyette harici taksim mümkün olmadığı için davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.07.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.