YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/9834
KARAR NO : 2020/2825
KARAR TARİHİ : 02.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptal Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … beldesi … … mevkiinde bulunan taşınmazın 1985 yılında vekil edeni tarafından Mehmet ve …’tan satın alındığını, sınırları gösterilen yerin daha sonra yolsuz şekilde 1234 parsel olarak Hazine adına tescil edildiğini, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkili yararına oluştuğunu iddia ederek nizalı yerin Hazine parselinden ifrazı ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, kazanma koşullarının oluşmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenlerine dayalı olarak TMK’nin 713/1 ve 3402 sayılı Yasa’nın 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan iptal ve tescil davasıdır.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, uyuşmazlık konusu taşınmazın 1961 yılında yapılan kadastro çalışmalarında tescil harici bırakıldığı, daha sonra taşlık, kayalık ve çalılık vasfı ile 19.01.1979 tarihinde ihdasen (eski) 1234 parsel olarak Hazine adına tescil edildiği, taşınmaz üzerinde 15.07.1996 tarihinde imar işleminin yapıldığı, uyuşmazlık konusu yerin 1173 nolu imar parseli ile (aynı vasıfta) Hazine adına kayıt edildikten sonra 3402 sayılı Yasa’nın 22/A maddesi gereğince yenileme işlemi sonucu 292 ada 9 parselin oluştuğu anlaşılmaktadır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce yapılan ve 04.03.1988 tarihinde ilan edilerek 04.09.1988 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasa’nın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması vardır.
Somut olayda, Mahkemece, yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporuna göre karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler gözetildiğinde dava konusu yerlerin imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun kabulü gerekmekte olup taşınmazın eski memleket haritasında çalılık simgeli alanda kalması bizatihi orman olduğu anlamına gelmez. Ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesinde açıklanan imar ve ihyanın tüm olumlu ve olumsuz koşullarının araştırılıp belirlenmesi zorunludur. Dosya kapsamından taşınmazın kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya yoluyla edinilmesi konusunda duraksama söz konusudur. Taşınmaz taşlık, kayalık ve çalılık vasfında tapuya kayıt edildiğine göre bu gibi yerlerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının da tereddüde mahal bırakılmayacak şekilde araştırılıp belirlenmesi gerekir.
Bugüne kadar sapma göstermeyen Daire uygulaması gereğince tescil harici bırakılan ve idari yoldan 1979 yılında Hazine adına tescil edilen taşınmaz bakımından tapuya tescil edildiği tarihten en az yirmi yıl öncesine ait (1954-1959-1969 yılları arası) üç ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı’ndan, belirtilen tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise İl Kadastro Müdürlüğü’nden getirtilerek dosya arasında konulması, yeniden yapılacak keşifte üç uzman bilirkişi jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendisler aracılığıyla hava fotoğrafları ile paftaların zemine uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri, paftaları ise düzenlendikleri tarihlere göre tescili istenen taşınmazların imar ve ihyasının yapılıp yapılmadığı, kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı veya hangi nitelikte bulunduğu hususlarının açıklığa kavuşturulması, belirtilen konularda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli ve karşılaştırmalı rapor alınması dava konusu yerin hava fotoğrafları ile paftaların onaylı örnekleri üzerinde işaretlenmesi, birlikte keşfe götürülecek konunun uzmanı bir fotoğrafçı aracılığıyla dava konusu yer ve çevresini gösterir biçimde “yakın plan ve panoramik fotoğraflar” çektirildikten sonra Mahkemece onaylanarak dosyaya eklenmesi, toprak konusunda uzman ziraat mühendisi bilirkişi ile orman bilirkişi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenmek suretiyle ve gerekirse yer yer kazı da yapılarak dava konusu yerin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, öncesinin orman niteliğindeki yerlerden olup olmadığının imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, dava konusu (ve var ise komşu) parseller ile ilgili daha önce açılmış (benzer nitelikte) dava dosyaları da getirtilerek benzer ve farklı yönleri konularında karşılaştırmalı, gerekçeli ve denetime açık rapor istenmesi, tüm bunların sonucunda, dosya kapsamında iddia ve savunmalar çerçevesinde toplanmış ve toplanacak tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir. Tüm bu hususlar gözetilmeden, yazılı gerekçelerle eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.