YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/9887
KARAR NO : 2021/1098
KARAR TARİHİ : 10.02.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğunu, davalı tarafından taşınmazın giriş kat sol tarafta bulunan 18 m2 bölümünün haksız olarak işgal edildiğini belirterek, 4 numaralı bağımsız bölüme elatmanın önlenmesini, 13.05.2009 – 31.03.2012 dönemi için toplam 97.000 TL ecrimisil bedelinin tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin, davacının oğlu … ile yaptığı 01.06.2004 tarihli kira sözleşmesine dayanarak dava konusu yeri hediyelik eşya dükkanı olarak işlettiğini, davacı tarafın rıza gösterdiği kira sözleşmesi gereğince, …’a 2011 yılı sonuna kadar tüm kira bedellerinin ödenmiş olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece yüze karşı verilen kısa kararda, elatmanın önlenmesi talebine ilişkin bir karar verilmemiş, yalnızca ecrimisil talebine yönelik karar açıklanarak sair hususların gerekçeli kararda yazılacağı bildirilmiş; ancak gerekçeli kararda bundan ayrı olarak “Davalının müdahalesinin men’ine, taşınmazın davacı tarafa teslim edilmesine,” de karar verilmekle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.
TC. Anayasası yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsemiştir. Bunun anlamı; yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. HMK’nin 298/2. maddesi gereğince, sonradan yazılacak gerekçeli kararın da bu kısa karara uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararına da güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 tarihli, 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki bulunmasının bozma nedeni olacağı içtihat edilmiş bulunmasına göre, mahkemece yapılacak iş; bozmadan sonra kısa karar ile bağlı olmaksızın çelişkiyi gidermek kaydıyla vicdani kanaatine göre yeni bir karar vermekten ibarettir.
Kabule göre de, elatmanın önlenmesi talebi yönünden dava konusu bağımsız bölümün değeri belirlenerek davacı tarafça 05.03.2014 tarihinde belirlenen değer üzerinden harçlandırılmış olmasına karşın, elatmanın önlenmesi talebi yönünden harçlandırılan dava değeri üzerinden harç ve vekalet ücretine hükmedilmemiş olması da yanlıştır.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10.02.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.