YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/121
KARAR NO : 2021/2469
KARAR TARİHİ : 18.03.2021
DAVA TÜRÜ : Paydaşlar Arası Elatmanın Önlenmesi- Eski Hale Getirme- Ecrimisil
MAHKEMESİ : Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.04.2018 tarihli ve 2017/536 Esas, 2018/293 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, müvekkilinin 154 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, davalının taşınmazı işgal ettiğini ileri sürerek elatmasının önlenmesine, 10.000 TL ecrimisilin yasal faiziyle tahsiline ve taşınmazın eski hale getirilmesine karar verilmesini istemiştir .
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebi esastan reddedilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arası elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, 154 parsel sayılı, 19.400 metrekare alanlı, tarla nitelikli taşınmazda tarafların dava dışı kişilerle paydaş olduğu; Mahkemece, davalının taşınmazda halen 12.000 metrekarelik bir kısmı kullandığı, dava dışı … isimli şahsın 3.000 metrekare yer kullandığı ve taşınmazda hissedar olmadığı, dava dışı (davacı tanığı olarak da dinlenen) …’ın da 4.400 metrekarelik yer kullandığı ve taşınmazda hissedar olmadığı, dava konusu taşınmazda tüm hissedarlar tarafından kullanımı sağlayan fiili sınırların da bulunmadığı, davacının davalı dışında taşınmazı işgal eden dava dışı şahıslar varken taşınmazın tamamı üzerinde bir miktar hissesi bulunan paylı mülkiyet sahibi davalıya karşı açtığı elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talebinin dinlenilebilirliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği; bölge adliye mahkemesince de davacının, davalının ve dava dışı kişilerin taşınmazda paydaş bulundukları, paydaşlar arasında fiili kullanma biçimi oluşmadığı, intifadan men koşulunun gerçekleşmediğinin sabit olduğu, davalının payından fazla yer kullandığı ancak intifadan men koşulunun gerçekleşmediği gibi davacının payına karşılık kullanabileceği kısmın dava dışı ve paydaş olmayan kişiler tarafından kullanıldığı anlaşılmakla davacının paydaş olan davalıya yönelik elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası açma koşulları bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği sabittir.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir.
Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası , her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı)
1. Davacı vekilinin elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme hususundaki temyiz itirazıyla ilgili olarak, somut olayda; dava konusu taşınmazın davalı ve dava dışı iki şahıs tarafından tamamının kullanılmakta olduğu ve davacı yanın da kullandığı ya da kullanabileceği bir alan bulunmaması nedeniyle paya vaki olarak elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
2. Ecrimisil talebiyle ilgili temyiz itirazlarına gelince; keşif mahalinde dinlenen davacı tanığı … beyanında : “ … Ben davacının, davalıdan dava konusu taşınmaz ile ilgili taşınmazın tapusunu istediğini, taşınmazı kullanmamasını talep ettiği ancak buna karşılık taraflar başka taşınmazda da hissedar olduklarından davalının da dava konusu olmayan başka taşınmazdaki tapusunu istediğini, bu şekilde aralarında niza olduğunu biliyorum … ”, yine bir diğer davacı tanığı olan ve aynı zamanda taşınmazı kullanan dava dışı iki kişiden birisi olan … : “ … ben taraflar arasında niza olduğunu duydum, daha doğrusu dava konusu taşınmaz dışında başka parsellerde de davacı ve davalının hissedar olduğunu biliyorum, duyduğum kadarıyla davalı … yine hissedar olduğu ve davacının da hissedar bulunduğu başka taşınmazı ima ederek benim o taşınmazdaki hissemi kullanmasın ben de ona karşılık dava konusu taşınmazı kullanmayayım dediğini, bu şekilde aralarında niza olduğunu biliyorum …” şeklinde beyanda bulunmuş olup, Mahkemece intifadan men hususu üzerinde durularak ve bu husus aydınlatılarak ecrimisil talebiyle ilgili olarak işin esası hakkında hüküm tesis edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle ecrimisil talebinin de reddine karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir .
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (1-2) no’lu bentlerde gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HMK’nin 373/1. maddesi gereği kararın bir örneğinin … Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesi’ne, dosyanın ise İlk Derece Mahkemesi Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.