YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1246
KARAR NO : 2021/2049
KARAR TARİHİ : 09.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine ile dahili davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, … köyü 121 sayılı parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 300 m2’lik ev ve 30 adet meyve ağacının vekil edenince yapıldığını belirterek muhdesatların tespitini talep ve dava etmiş, 25.11.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle de 121 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 150,80 m2’lik 1 adet ev, 51,45,00 m2’lik yer betonu, 48,00 m’lik taş duvarı, 12,50 m’lik tel çit, 1 adet 52 m2 sundurma, 18,06 m2 su havuzu,10 adet nar ağacı, 12 adet nar ağacı ,2 adet kayısı ağacı, 8 adet asma ağacının vekil edenince yapıldığını açıklayarak, muhdesatların tespitini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüyle, 150,80 m2 yüzölçümlü 2. kat karkas bina, toplam 51,45 m2 yüzölçümlü yer betonu, 16,25 m2 yüzölçümlü merdiven, 18,06 m2 yüzölçümlü havuz, 1,50 m2 yüzölçümlü kümes, 52,00 m2 yüzölçümlü çardak, toplam 48,00 m2 yüzölçümlü taş duvar, 12,50 m2 yüzölçümlü tel çit ile 31,25 m2 yüzölçümlü kilit taşının , 4 adet incir ağacı, 10 adet nar ağacı, 8 adet asma ağacı, 1 adet badem ağacı olmak üzere toplam 23 adet ağacın ağacının davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili ile davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
1.22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerindeki kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir.
Duraksamadan belirtmek gerekir ki; mevcut bir muhdesata sonradan yapılan imalatlar yeni bir muhtesat meydana getirme sayılamayacağı gibi, bu amaçla yapılan giderler de mevcut muhdesata değer kazandıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir. Aynı şekilde bütünleyici parça niteliğinde olmayıp her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşyalar da teferruat niteliğindedir. Bu nitelikteki eşyalar yönünden muhdesat aidiyeti davası açılamayacağı, iyileştirici nitelikteki giderlerden paya düşenden fazlasını ancak koşullarının varlığı halinde Türk Borçlar Kanunu’nun 77 ve devam eden maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda nitelikli bir alacak davası ile istenebileceği kuşkusuzdur. Eda davası açma hakkının bulunduğu hallerde bu davaya öncü olacak bir tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğundan söz edilemez. Hemen belirtmek gerekir ki hukuki yarar dava koşuludur.
Somut olaya gelince; mahallinde yapılan keşif sonucunda, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarına göre; aidiyetinin tespiti istenen ve Mahkemece kabulüne karar verilen, kümes (1.52m2) çardak (48 m2) ve tel örgü (12,5 m2) vb. yapılar taşınmazın bütünleyici parçası, dolayısıyla muhdesat niteliğinde değildir.
Az yukarıda açıklandığı üzere, öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan yerleşik görüşlere göre, bu nitelikteki eşyalar yönünden muhdesat tespiti davası açılamayacağı, ancak koşullarının varlığı halinde Türk Borçlar Kanunu’nun 77 ve devam eden maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda nitelikli bir alacak davası ile talep edilebileceğinin mümkün olduğu, eda davası açma hakkının bulunduğu hallerde de bu davaya öncü olacak bir tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gözönünde bulundurularak, tespiti istenen kalemler yönünden gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle yapıların bütünleyeci parça olup olmadıklarının tespitiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
2. Ayrıca; 02.08.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6495 sayılı Kanunun 27. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 25 inci maddesine eklenen son fıkrasında; “Baraj, sulama şebekeleri ve boru hatları, karayolu, demiryolu, liman ve havaalanı gibi gelecek yıllara sari büyük projelerde kamu yararı kararı kamulaştırılacak taşınmazların bulunduğu mahalle ve/veya köy muhtarlığında on beş gün süre ile asılmak suretiyle ilan edilir. Kamu yararı kararının ilan süresinin bitiminden itibaren, kamulaştırılacak taşınmazlar üzerine yapılan sabit tesisler ile dikilen ağaçların bedeli, kamulaştırma bedelinin tespitinde dikkate alınmaz. Taşınmazlardaki bu sınırlama ilan tarihinin bitiminden itibaren beş yılı geçemez” düzenlemesi getirilmiş olup, bu kapsamda, kamu yararı kararının alındığı ve ilan edildiği tarihin ilgili kurumlardan sorularak belirlenmesi ile, kamu yararı kararının, söz konusu hükmün yürürlüğü tarihinden önce alınıp alınmadığı hususun da gözönünde bulundurulması suretiyle, davaya konu muhdesatların, kamu yararı kararının ilanından önce mi yoksa sonra mı meydana getirildiğinin tespiti açısından delillerin toplanması, bu kapsamda ağaçlarla ilgili olarak uydu fotoğraflarının araştırılması, davacı tarafa tanık listesinde belirtmiş olduğu diğer tanıkları dinletip dinletmeyeceği hususlarının da sorularak ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ile verilen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalılar vekilinin (1) ve (2) nolu bentlerde açıklananan nedenlerle temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMKnun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 09.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.Başkan